Temamı değiştirdim.~ Önceki çok uzun süre kaldı. Çok da seviyordum. Kullanışlıydı, renkleri hoşuma gidiyordu... Ama değişiklik isteğim baskın geldi. Zaten o temayı blogger "yeni şablon tasarımcımızı deneeee" diye yalvarınca(!) yapmıştım. Yine tasarımla ilgili yeni bir şeyler koymuşlar ama bana göre değiller. Neyse, yine de eski temamı bi kenara kaydettim. Yedekte duruyor, ne olur ne olmaz. Taaa ne zamandır aklımda vardı aslında piyanoyla ilgili bir tema kullanmak. O sağdaki piyano tuşlarını ben yaptım. Fazla mı basit durmuş? Biraz böyle sade takılalım. Aslında yeşil veya mavi tonlarında bir tema kullanmak da vardı aklımda ama piyano fikrini faaliyete geçirince onlar biraz uyumsuz kaçtı. Bu renk (vişne çürüğü müydü?) iyi oldu. Zaten bu ara bu renge de bir eğilim göstermeye başladım. Bu renkte bir çantam da var artık. *alkış* Şu "sidebar" kısmını biraz daraltıp tek sütun yapınca daha ferah oldu ortalık sanki?
Dershanenin ilk günüydü. Artık haftada 2 değil de 4 gün ders gördüğümüz için geçen seneki erken gitme olayı yok. 9'da başlıyor ders, ohh mis. Fazla sıkmadan da bitiyor sanki. Yani bugün öyle geldi bana. Bundan sonraki günler de öyle gelir inş. Test kitabı ve dergileri aldık. Ve şimdi benim için ders vakti. Ah, yarın bir de piyano dersim vardı. Ona da çalışmam lazım... o.o
Yine bir başlık koyma krizi yaşıyorum. =_= Çok mu belli oluyor? Yanımda bir kutu süt (yanımda biri olmadığı sürece bardak kullanmam, kutudan/şişeden içince daha lezzetli~ ) ve bitirmek üzere olduğum bayram şekerleri var. Bilgisayar başındayım, canım sıkılıyor, yazı yazmak istiyorum nedense... Odamda vızıldayarak uçup duran, türünü bilmediğim, büyük, yeşil yaratık... senden nefret ediyor değilim, ama hoşlandığım da söylenemez.
Hala masam yoooook~ Bu iş biraz sinirlerimi bozmaya başladı. Eksik hissediyorum. Ders çalışamıyorum -tabi bu olay bunun için sadece bi bahane. Babam daha çizimi marangoza götürmedi. Araya bayram girdi. Zaten bizim marangozun eli ağır. Ya masa istediğim gibi olmazsa? bla bla bla...
Yani şu durumda her an masamın o nefret ettiğim gıcırdayan parçasını tekrar monte edebilirim. Sabırsızım, stresliyim ve bazen de sinirli olabiliyorum... Bu tekrar hazırlanma işine biraz iyimser yaklaşmışım sanırım. Geçen seneki çalışamayışımı bir düzenim olmamasına vermiştim. Yine bir düzenim yok. Ve düzenimin olmadığı her gün daha çok stres hissediyorum. Sanki şimdiden başarısız olmuşum gibi.
Depresif moddan çıkacak olursak... Ramazanın son 2 günü iftar için yemek yaptım~ Diğer günlerde az biraz yardım ediyordum da, tek başıma yemek yaptığım nadir görülür. Dün, et haşlama/makarna/patates püresi bunun nasıl bir iftar menüsü olduğu konusuna hiç girmeyelim. Acelemiz vardı, annemler yoktu, tavukların buzu çözülmemişti vs. sonradan annem bir de çorba kattı bunlara. Bugün de tavuk yaptım fırında. annem tarif etti. Evet, koca kız oldum, hala doğru düzgün yemek yapmıyorum. Öğrenirim bi ara inş., umudumuzu kaybetmeyelim.
Photoshop açtım~ Bi arkadaşımın isteğini yaptım. Bi yük kalktı sanki üstümden :D
Bir de... hani şu bahsettiğim piyano çalışması vardı ya... bayramdan sonrayaymış, unutmuşum. :D Kendimi biraz kötü hissetmiştim o çalışmadan dolayı zaten. "Ders olduğunu zannettiğim" güne kadar yetiştirememiştim, üstelik o ödevim olan tek alıştırma da değildi ama yine de asıl ödev oydu. Onu bitirebilirsem 2 alıştırmaya daha bakacaktım. Hadi ben çalışayım o zaman. ♥
Ama çalışasım yok. Bu sefer mevzu dersler de değil, piyano.
Şu yukarıdaki alıştırmanın yarına hazır olması gerekiyordu ama benim bu hafta pek çalışasım yoktu. Şu zamana kadar org/piyano çaldım hep. Nasıl çalacağımı öğrendikten sonra çalmak kolaydı, beceriyordum. Ama bu sene temelimi sağlamlaştırma vakti. Bu işten memnunum aslında ama biraz zorluyor tabi. Doğru düzgün nota okumayı öğreniyorum, hızlandırmaya çalışıyorum. Komik olan bir şey de, piyanoda My Immortal'ı çalmayı biliyorum ama şu son bir aya kadar hiç gam çalışmadım. (Gam çalışması: piyanoda notaları sırasıyla çalmaktan oluşuyor. Parmak atlatma, iki elle çalma işi biraz zorluyor işte.) Hadi çalışayım biraz da belki yarına çalabilirim, çat-pat da olsa...
Yarın babamın doğum günü. Hediye alamayacağım ama pasta yaptım ona :).Ve yarın okul günü olduğu için yurtta olacağımdan bugün kutladık. vee işte pastam...
Şu damla çikolataları tek tek dizmek işkence gibiydi. Yaparken böyle yapmasamıydım diye çok düşündüm ama son görüntü güzel oldu sanki :D. (fotoğrafı çekmeden önce pastanın öünde kalan kremaları temizlesem iyi olurmuş. Dilimi de düzgün koyamamışım ^^")
Pastanın arasında krem şanti, eritilmiş sütlü çikolata ve çilek karışımından oluşan bir krema ve muz var. Üstüne de krem şantiyi yapıp şekere yatırdığım çileklerin suyunu karıştırdım içine. (çilekleri şekerle karıştırıp bekletince çok güzel suyunu salıyor, parıl parıl görünüyor *-*.)
Eh öyle işte. Onun dışında gene ders çalışamıyorum. Önümde LYS denen bir sınav var. (konularını seviyorum ama bir türlü ders çalışma şevkim gelmiyor pff.) Hee bi' de yarın kimya ve biyoloji yazılım var. Ee bi' de daha matematikten aldığım dönem ödevi bitmedi. Bütün bunların yanında da masamın yanındaki piyanom bana melül melül bakmakta...
her ne kadar azıcık oynasam da, fotoğraf çekip PS'de oynamayı özlemişim... Resim çizmeyi de... Piyano çalmayı da... Moron gibi dizi-film izlemeyi de... Manga okumayı da... Doğru düzgün ders çalışıp vicdan azabı çekmemeyi de... Özledim.
İnternette yetenekli kişiler bulmak benim için bambaşka bir zevk kaynağı. Buraya yazmak için fırsat bulduğum kısmı çok az olsa da, bir gün kafama eser, oturur 20-30 tanesini de koyabilirim :D. Neyse ama şimdilik bir tanesiyle yetineceğim.
Piyanoda ilerlemeye çalışan biri olarak hem çalıp hem söyleyen bu arkadaşı izlemek çok çok hoşuma gitti. :) Ayrıca You're Beautiful dizisinin birkaç şarkısını da ingilizceye çevirip söylemesine bittim... *-*
(youtube açamayanlar için üzgünüm ^^". link: http://www.youtube.com/watch?v=6N1LUotXoC0 - http://www.youtube.com/watch?v=IUygWXlKNpU ) (#edit: aa youtube açılmış :D)
İsmi Anh Le'ymiş. Amerika doğumluymuş ama Vietnamlı. Yukarıdaki videolar geçen seneye ait. Aşağıdakiyse bi kaç gün önce çekilmiş. Kendi şarkısını yazmış! *-* Yetenek işte ya... (takdir ettim, saygı duydum u.u) :D
Ne kadar dinlersem dinleyeyim hiçbir değişme yok. Sevmedim. Nefret ettim. İlk dört albümden sonra bu ne ya? Öhmm... Neyse bu konuyu Aralık'a kadar kapatıyorum. O zamana kadar klasik müzikle kafayı bulacağım. o.ô Şaka bir yana seviyorum klasik müziği ya. Sanırım bu sene de test çözerken falan iyi gider. İyisi, ben bu sene daha çok klasik dinleyeyim. Piyano dinleye dinleye de Nodame Cantabile izleyesim geldi be...
House! ♥ 2. sezonu bitirdim~ (Gece gündüz izlersem tabi biter o.ô) Neyse önümüzde daha 4+ sezon var :D.
Bu iş böyle gitmez. Bugün yarın gidip piyano kursuyla konuşup, en azından dershane açılmadan önce kalan şu son ayımı değerlendirmem lazım. Eğer mümkünse haftada 2 ders isteyeceğim. Beni ancak oyalar. Ve kursa gidemeyeceğim önümüzdeki 1 sene için tatmin eder biraz.
Yaptım! Başardım! Konser çok güzel geçti. Sadece 2 kere çok az şaşırdım 1 tanesini zaten kimse farketmemiş diğerini de babamlar dikkatli dinlediği için rahat farketmişler, yoksa o da çok farkedilmedi sanırım. Olabildiğince duraklamamaya çalıştım zaten. 4 küsür dakikalık bir parça... Sahneye çıktım, rezil olmadan çaldım, ağzım kulaklarımda selamımı verdim ve sahne arkasına dönüp hocama sarıldım. :). Sahneye çıktığımda hep böyle oluyor. Ya da tanımadığım birinin karşısında çaldığımda, farketmez. Dizlerimde bir uyuşma hissediyorum, hani dizlerimin bağı çözüldü derler ya aynı o cinsten ve ellerim titriyor ve sanki kontrol edemeyecekmişim gibi geliyor ve korku heyecan, o karşımın içinde normalden daha dikkatli olarak çalıyorum. Sahnedeyken spot ışık altındaydım, o yüzden de etraf karanlık kimsenin yüzünü göremiyorsun. Bu da biraz yatıştırdı sanırım. Parçayı çalarken kendimi sakinleştiriyim diye aklımdan farklı farklı gündeli şeyler geçiyordu. Ama bir ara bu yüzden dikkatim dağılacak da parçayı unutucam diye korktum. x) Ve anında aklımı parçaya verdim.
Önceki postu yazdıktan sonra da çıkıp direk provaya gittim. Galiba o prova da biraz yardımcı oldu. Asıl çıktığımda daha kontrollü hissediyordum sanırım. Provadan eve dönerken markete uğrayıp çikolatalı süt falan aldım beni yatıştırsın diye. (Çikolata canavarı karşınızda) Provadan beş buçuk gibi döndüm heralde ve konser sekiz buçukta başlayacaktı. Gerçi ikinci kısımda çaldığım için geç kalmam önemli değildi. Ama ben sanki hiç böyle birşey yokmuş gibi eve gelince ne yaptım? Oturdum ve televizyon izledim. Hatta o da yetmedi iyice abartarak kardeşimin taktığı filmi izlemeye başladım. Normalde saat sekizde gelin demişlerdi ama ben saat sekizi geçmesine rağmen hala filmin başındaydım. Bu rahatlık nerden geldi acaba? Üstelik daha ne giyeceğime bile tam karar verememişken! Neyse sonuç olarak konsere geç gittik. (Söz konusu ben olunca geç kalmak çok da şaşılacak bir durum değil tabi.) Giderken de kardeşlerim sinirimi bozdu. Özellikle büyük olan. Hiç bir şekilde ne beni ne konseri ne de heyecanımı takmayarak konserin daha ilk yarısı bitmeden annemlere bile haber vermeden çekti gitti. Zaten evde de baya sinirimi bozmuştu. Bu evde benim adıma hiç mi heyecanlanan olmaz. Hiç mi bana moral veren olmaz ya. Gerçi konserin ortamına, havasına girince annemler moral verdiler ve kulise gidip orda hocamın ve bu konuda daha ilgili kişilerin yanında rahatlamak baya iyi geldi. Özellikle provada beni dinleyen bir kaç kişinin ve hocamın beni övmesi ayrı bir cesaretlendirdi. :) Ama konserin bir kötü yanı milletin çocuğu çaldıktan sonra gitmesiydi. Giderek seyirciler azalınca insan bir hayal kırıklığına uğruyor ya. Özellikle de düşünsene sen sahnede performansını sergilerken, heyecandan aman bir hata yapmayayım diye uğraşırken karşındaki adam kalkmış salonu terk ediyor. Hiç de hoş değil di mi? Konserde bir de konuk vardı, eski trt sanatçılarındanmış. Saat on gibi falan çıktı sahneye tabi öğrencilerin performansları bitmişti ve salonun halini düşünün. Kadın da napsın dalgaya alarak "kalan sağlar bizimdir" dedi, başladı söylemeye. Çok da güzel söyledi çok hoştu bence. Hele de bizim kursun müdürü (sanırım) bağlamayla eşlik ediyordu ve resmen coşturdu. :D Sonuç olarak konser çok güzeldi ve başlarını kaçırdığıma üzüldüm.
A bu arada konserde ne çaldığımı daha önce söylemiş miydim? Sanırım söylemedim. :D My Immortal! Konserde my immortalı çaldım. Ve tahmin edin ne oldu. Programın akışının olduğu listede yanlış yazmışlar! "My immimortal" yazıyordu. xD. Hocamla bunu görünce koptuk resmen. Ama neyse ki ben çıkmadan gidip anonsu yapan kişiye söyledik de anonsta doğru söylendi. İşte böyle bir şey... Ve üzüldüğüm bir diğer şey de yanımıza kamera almamışız. Konser yeri evden 2 adım ve biz kamerayı unuttuk. Neyse ama bunu takmıyorum.
Ben doğru düzgün çaldım ki~ :D
Ah bir de, büyük olay, babet giydim. xD. Ben ki converse ve spor ayakkabı hastası kişilik zaten bu sene aldım babetleri (güya staj için ama orda giymedim) ve ilk defa giydim. Gerçi evden çıkarken aklımdan hala ya geçirsem mi şu converseleri ayağıma gibi düşünceler geçmedi değil ama uslu kız oldum bugün. (Zaten bu ya bir de etek ve elbise giymeyi denemek istiyorum. Sırf rahatlıktan. Ama ister istemez yavaş yavaş hanım kız oluyoruz galiba...) Ve bu da konsere gelemeyenlere... (sanki herkes can atıyordu gelmek için de..) Ve söylemeden edemeyeceğim, bu parça daha önce eklediklerimden farklı bir seviyede ve bunu çalmayı başarabildiğim için çoook mutluyum.
Aa bu video üç buçuk dakikalıkmış. Zaten bunu çektiğim sıralar sürekli üst üste çalarak prova yaptığım zamanlar. Aynı şeyi üst üste o kadar çalınca hız konusunda terazinin topuzunu kaçırmışım biraz. Sahnede daha yavaş çaldım.
My Immortal - Evanescence
(bunda da ufak tefek yanlışlar vardır mazur görün işte :P acemiyiz daha...) Yine destan gibi post yazmaya başladım -.-"
(Fotoğraf bana ait. Elim biraz dengesiz durmuş ama zaten benim piyano aşkımın dengeli olduğunu kim söyledi ki? x)) Sonunda bilgisayar açtım. Kaç gündür işim gücüm yok, öyle oturuyorum, dolanıyorum -boş işler memurluğu yapıyorum yani- ama bir türlü bilgisayarımı açmadım. "Ay şimdi 2 saat sürecek açılması, sonra başına oturdum mu da bir daha kalkmayacağım, morona döneceğim bütün gün." diyerekten bir süre bilgisayardan uzak kaldım. Neyse, fark edileceği gibi yine tema değiştirdim. Bloggercık sanki beynimi okudu. Bir girdim ki baktım yeni tasarım ayarları eklemişler. Kafama göre tema aramaktan sıkıldım ben de bloggercığın sözünü dinyeyip, sade ve kullanışlı olarak ayar yaptım kendi çapımda. Aslında daha sonra piyano temalı birşeyler yapmak istiyorum ama şuanda hiç onunla uğraşacak şevk yok içimde. Şaka maka bu sene de bitti ya. Çok hızlı geçiyor bu seneler, çok hızlı büyüyormuşum gibi geliyor. Ayak uyduramıyorum sanki herşey çok hızlı. Güya 11sınıfı takdirle geçebilmek için çalışacaktım. Nerde... Neyse yine de teşekkür aldım, bir ara onu da alamayacağım diye korkmaya başlamıştım. Ama şimdi de düşük derslerim içime dert oldu. Malum seneye sınava gireceğiz ve sınav sonuçlarına okul notlarımız da etki ediyor. Aslında bu yüzden ortalama yükseltme sınavlarına girmeyi düşünüyorum ama bir yandan da korku basıyor. Ya yine tembellik eder de çalışmazdam. Bu sefer zaten düşük olan notu iyice düşürürüm, Allah korusun! Üstelik sınavlar için baş vuru bu cumaya kadar yapılıyor ve ben hala çok kararsızım. Bakalım ama eğer cumaya kadar kimya çalışırsam ve konuyu anladığıma inanabilirsem belki gidip son gün kayıt yaptırabilirim. Offf kimya of! Sınavlar da başvuruyu yakip eden hafta yapılacakmış. Bir de bu dert var.Benim hangi gün olduğunu kesin olarak öğrenmem lazım çünkü tam da temmuzun başında tatile gidiyoruz. Ya bir haftadan uzun sürüyorsa sınavlar. İçimden bir ses de boşver ya, ne bu kadar stres yapıyorsun. Girme gitsin, ne diye risk alıyorsun ki diyor. Karar verme konusunda çok beceriksizim.
Bu arada geçen pazartesi sınıftakilerle pikniğe gittik, gerçi sınıfın yarısı falan yoktu ama, çok eğelenceliydi. Tabii aksaklıkları saymazsak. Gerçi şimdi anlatırken hepsi komik, küçük anılar gibi geliyor. :D. Öncelikle 13 kişilik bir grupla pikniğe, içlerinden sadece bir kişinin yolunu bildiği biriyle giderseniz ne olur? Eğer ki rehberiniz aklı selim biriyse tabi ki de hiç birşey. Ama o rehber bizim arkadaşsa, yaklaşık 1 saat boyunca ellerinizde çantalar, poşetlerle yürürsünüz! Piknik alanına varamadık bir türlü.Gruptaki herkes deli oldu. Neyse iyi bir yürüyüşün ardından sonunda oturabildik ve masaları kurmaya başladık tabi herkes kurt gibi acıktı o kadar yürüyüşün üstüne. Ama bu sefer de başka bir sorun çıktı. Su yok! neyse yine rehber arkadaşla -sırf o daha yürüsün diye- bir grup su almaya gitti. Başka bir grup da çeşme aradı. Bu arada ben de domates soyuyordum ve üstümü batırmayı başardım :D. Üstelik bir de açık renk giymiştim üstümü.Ondan sonra zaten battı balık yan gider diye oturmadığım yer, sürtünmediğim çimen kalmadı :D. yok yok o kadar abartmadım ama bir de çimen lekesi eklendi üzerime, o doğru. Yemekten sonra bir enerji patlamasıyla yeterince spor yapmamışız gibi bir de voleybol oynayıp sonrasında da etrafı gezmeye çıktık. Bir ara yine bir kaç kişi bizden ayrıldı. Tatlıları ve artan bir kaç şeyi masada bırakmıştık. Gidip onları yemişler. Bu arada yan masadaki bir grup da bizim topu istemiş oynamak için. Bunlar da veririz ama bir şartla demişler, diğerleri geri dönüp sorduklarında topu bizim verdiğimizi söylemeyeceksiniz, birileri geldi burda yedi içti, onlardan aldık diyeceksiniz demişler. Bunlarda gülmüşler almışlar topu. Sonra o masaya gidenler geri yanımıza döndü. Biraz daha dolandık sonra hep beraber döndük masaya. yan masadakilerin topla oynadığını görünce bizim kızların tepesi attı. "Bir izin alsaydınız" diye laf attılar hemen. Onlar da aldık zaten diye terslendiler hemen. Kimden diyoruz. Cevap yok. En son hiç cevap vermeden topu bıraktılar gittiler. Durumu tahmin edenler olayın sorumlularına döndüler. Siz verdiniz di mi diye. Ama bizimkiler sonuna kadar inkar. En son yan masa piknik alanından gidince olayı anlattılar. Kızlar da böyle özür dilesemiydik gibisinden düşünecek oldular ama bizim şakacı lar hemen atladı "Boşverin ya onlar uymadı anlaşmaya" diye. xD. Biz de boşverdik. Sonra yine bir akıllımız bıçakla artık bilmem neyi kesmeye çalışırken parmağını kesti. Ama baya derinden kesti. Peçetelerle sarıyoruz, bastırıyoruz, kan durmuyor. En son başka bir akıllı kanı durdurur diye peçeteye tuz döküp bastı. O an yaralı arkadaşa baya acıdım çok canı yandı. Ama kan da durnu neyseki. Bunu birine anlattığımda, "niye tuz bastınız ya birinden sigara isteyip tütün bassaydınız. O da durdurur kanı" dedi. Evet, artık bir dahaki sefere için aklımızda olsun bu çözüm. Neyse en son toparlandık bu sefer o kadar uzun yürüdüğümüz yolu tekrar yürümedik tabi. :D. Artık akıllandık ya en yakın duraktan otobüse bindik. Nasılsa aktarma 21 krş. xD
İşte piknik macerası da böyleydi ama daha önemli bir maceram da var anlatacak ve henüz yaşanmadı. (Henüz yaşanmadığı halde buna nasıl maceram dediğimi ben de bilmiyorum.x)) Bu akşam ben sahneye çıkıyorum. Pi-ya-no! Evet, piyano çalacağım. Hem de seyircilerin önünde. Allah'ım sen yardım et! Çok korkuyorum ya çuvallayacağım diye. İnşallah iyi geçer. Sahnede çalacağım parça değil ama başka bir parçanın videosunu çekmiştim. Onu ekleyeyim (bir yerde biraz şaşırmışım ^^" çok takmayın olur mu?). Sahnede çalacağımı belki konserden hemen sonra eklerim (: Yine Tchaikovsky.
Piyanomu tamir ettim. (: çok mutluyum. Dikkat ettirmedim ettim. :D (gurur duyuyorum u.u) Geçen videoyu eklediğimde pedallar çalışmıyordu. Güya aldığımız yere, teee adamların ayağına kadar gidip söyledik. Ses seda yok benim de tepem attı. Bir bakayım dedim nasılsa elektronik piyano birşeyleri bozmam. Dükkandaki adam bir kablo falan demişti. Piyanoyu çektim duvardan, ne göreyim. Kutusundan çıktığı gibi duran montajda hiç dokunulmamış hala sarılı olan bir kablo bana el sallıyor!?! Deli oldum! Ve montaja gelen arkadaşa da o an içimden geçenleri armağan ediyorum. u.u Üstalik bir de eksik vida çıktı demişti ve piyanomun alt tarafında açık duran 2 adet vida yuvasını bırakmıştı bana sağolsun. Bir baktım ki oraya takılacak vidaları başka yere takmış, diğer vidalardan artmış. (Ne hikmetse bütün vidalar da birbirlerinin yuvasına uyuyor...) Her neyse onu çıkar bunu tak falan derken en sonunda piyanomu normalde olması gereken hale getirebildim. ^^ Ve sonuç pedallarım çalışıyor! Ses o kadar farklı olabiliyor ki onları kullanarak. Daha bir çalma şevki geldi bana. :D Ben bunu yazarken bir arkadaşım mesaj attı. Hemen TRT'yi aç diye. Ben de gittim açtım televizyonu. Eurovision da -hangi ülkeydi hatırlamıyorum ^^" (işe bak daha demin izledim ya) ama 10. sırada çıkmışlardı.- bir düet vardı ve kullandıkları piyano *.* harika birşeydi. Elektonik, iki tane kuyruklu piyanonun uçlarından birleştirilmiş hali ve tahta falan değil saydam. Çok değişikti ve çok hoştu. *.* Aslında Eurovisionu izlemeyi düşünmüyordum bu akşam ama açmışken daldım öyle bu yazıyı falan da unutmuşum :D. Ama Manga izlenmeye değerdi. Onları izlemek için sonuna kadar beklemem gerekti ama olsun. :D Şovları çok güzel olmuş. Hoşuma giden diğer ülkelerde -pek ayrıntılı izlemedim aslında ama- Gürcistan, Ukrayna, Kıbrıs Rum Kesimi... Neyse yarın biyoloji sınavı olan bir kız için çok geveze ve sorumsuz olduğumu farkettim. Acaba bu gece uyumayıp çalışsam mı? Aslında çok iyi olur. En son öyle çalıştığımda 90'larda almıştım. Gerçi o gün eve geldiğimde direk uyuyup sonra gece kalkıp çalışmaya başladığım için öyle olmuştu. :D Ama sonraki yazılılarlar felaket... (Neden acaba?!) Pufff... Bu sene de böyle işte. Çat pat bişeyler yapa yapa geçiyorum dersleri. Ama bu halim korkutuyor beni ya. Böyle giderse ancak rüyamda görürüm İTÜyü. :'( -ve geçen gün nette gezerken ne göreyim. İTÜde Japonca kursu var!! Okul kulübü olarak. Hazırlık okuyacağım sene kesin orda olmalıyım!! İTÜüüü~ T^T-
Sağolsun kültür merkezimiz googledan bugünün (aslında dün ^^") Tchaikovsky'nin doğum gününün 170. yılı (o.o) olduğunu öğrendim. (7 Mayıs) :D (Bu logoları çok güzel hazırlıyorlar ya *.* ). Şimdi "acaba bunu neden yazıyor bu kız?" diyebilirsiniz. Sebep şu bunu görünce aklıma piyano alıştırmalarımdan birinin Kuğu Gölü olduğu geldi. Ve notaları tekrar çıkarıp bir baktım. Zaten de buraya piyano videomu ekleyecektim, bu da iyi bir fırsat olur dedim. Ama sorun şu ki ben bunu öğrendiğimde saat zaten 11di. Ve ben de videoyu birkaç dakika geciktirmiş bulundum. ^^" Şuanda dosya boyutunu ayarlamakla uğraşıyorum. Ve sanırım dosya boyutu biraz büyük kaçabilir. Bu arada beklentileriniz fazla yüksek olmasın ^^". Bu parçayı birkaç ay önce çalışıyordum o yüzden pek zor ya da böyle fazla notalı güzel birşey değil (yanlışlarım da olabilir ve piyanomun pedalları şuanda çalışmıyor maalesef :@ - idare edin^^"~). Ama benim hoşuma gidiyor. Ve bir de odamın ışığı çok kötü (en yakın zamanda değiştiricem bu lambayı). O yüzden video da biraz kötü çıktı. Evet, sırf ekleyeceğim diye ancak bu kadar aceleye getirilebilir ve dandik olabilirdi xD. Neyse ama daha sonrakileri gün ışığında çekmeye çalışırım. (: -çok yavaş yükleniyor T^T- (o.o) küçültmenin yolunu buldum! ----> ben gecikmesin diye uğraştıkça daha çok gecikiyor sanki bu gönderi ya T^T
Başlığı neden böyle yazasım geldi bilmiyorum ama birden öyle esti... Sınavlar! Kapıya dayandı yine... Haftaya başlıyoruz. Hadi bakalım hayırlısı, inş. alışabilirim de iyi geçerler. Abla olmak! Bundan çoğu zaman nefret ediyorum hatta günlüğümde sayfalar dolusu çığıra çığıra yazdığım olmuştur "Abla olmaktan nefret ediyorum!" diye ama bazen de güzel ya. Aslında güzel olan abla olmak değil (zaten otorite kullanabilen tiplerden değilimdir hiç.) kardeşlerinin olması güzel ya. :D Tamam, çoğu zaman tersini söylerim. Yaşlarımız yakın olduğu için fazla itişip kakışıyoruz (ve 2 erkek kardeşin yanında tek kız oplarak biraz yanlızlık da oluyor) ama büyüdükçe daha iyi bir hale geliyor sanki. :) Belki ileride iyi ki kardeşlerim küçük değil diye şükredebilirim :D .
"To cry is to know that you're alive but my river of tears has run dry..." Biraz önce bir arkadaşın nickinde gördüm bu yazıyı ve hıçkıra hıçkıra ağladığım bir gecenin üstüne hoşuma gitti. Ağlamak genelde beni rahatlatır ama bir daha bu şekilde ağlamak istediğimi sanmıyorum...
Google Gadgets! (Masaüstünde yanda sidebar olarak duran gadgetlar) *.* Bilgisayarım birden bire gadgets için güncelleme verdi, ben de hadi güncellensin dedim ve resmen aşık oldum. *.* O kadar güzel ve kullanışlı gadgetlar var ki! Evet denediklerimden bazılarını saymaya başlayayım: Hava Durumu (internetten güncelleniyor sürekli, üstelik böyle birşeye acayip ihtiyacım vardı), Radyo (internet üzerinden yayın yapan bazı radyo kanallarını dinleyebiliyorum, masaüstümde! Po~wer~Türk!~ xD), Web Clips (Rss takibi yapılabilen siteleri yanda bildirim olarak görebiliyorum. ör: bazı manga sitelerini ekledim, yeni manga uploadlarını güncelleme olarak gösteriyor. bloglardaki yeni girdileri, venüs forumdaki yeni mesaj yazılan başlıkları bile gösteriyor!), Einstein'dan Günün Sözleri (Bu ingilizce ama benim için farketmez hoşuma gitti), Scratch Pad (not defteri gibi), Google Arama Çubuğu, Wikipedia Arama Çubuğu, National Geographic Günün Resmi, Youtube(son çıkan videoları ya da -tercihe göre- en çok izlenen videoları falan küçük bir ekranda güncelleme olarak gösteriyor). Bu arada güncelleme olarak gösteriyor derken alttan sinir bozucu bir ekran çıkıp inmiyor. Sadece gadgetların ekranı değişiyor.
Ahh... Favori şarkı bölümü... Bu güncellemede değiştiriyorum. (Güle Güle Jeremy~ t.t) Buzzer Beat adlı dramanın açılış müziği çok hoşuma gidiyor bu aralaronu koyacağım. B'z - Ichibu to Zenbu... Önceki şarkıyı da bu postun sonuna ekleyeceğim.
Bu arada bu şarkıdan bahsetmişken, Youtube'da bu şarkının klibini ararken (ve tabii ki bulamadım klip falan telif hakları vs. şeysiyle hepsi kaldırılmış.) bu şarkıyı çalan kişilerin videolarına rastladım. Ve onlardan biri beni kendine nasıl hayran bıraktı anlatamam. *.* Ahh... Zaten piyanoyla çalınan hemen herşeye bayılıyorum, ama bu kızın yetenaği beni bitirdi! İzle izle, dinle dinle doyamıyorum. Ve hemen de buraya ekliyorum.
Kullanıcı adı kamedayori. Ve kesinlikle diğer videolarına da bir bakın derim. He bir de blogu burda...
Neyse artık yine gece gece bu kadar yeter... İşte son olarak önceki favori şarkıyı da ekliyorum ve hepinize esenlikler diliyorum! xD
~|=_=|~ Yarın (aslında bugün) 16 Mart = Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıldönümü = Zorunlu Tören = Zorulu Koro = Ben Yarın Okula Gitmiyorum xD
Okulun bu dönemleri gerçekten çok sıkıcı oluyor. (Sayfanın üst kısmındaki tavşanla aynı duyguları paylaşıyorum =_=) Hafta boyunca her gün olan ve üst üste gelen sınavlar yüzünden zaten okulda bütün gün sadece sınavın olduğu derse çalışıyoruz ve hocalara ders işletmiyoruz (yalvar yakar bir halde xD). Neyse bugün sınavım vardı, yarın sınavım var, hafta boyunca sınavlarım var ve hafta sonu sınavım var! Ne haika değil mi? Neyse bütün bunların arasında beni motive edecek ve sevindirecek bir gelişme oldu en azından... Piyano kursuna başladım. \(^o^)/ Dün ilk dersime gittim ve bundan sonra da (inşallah) her hafta bir saat(cik) gideceğim. Neyse n azından hem ben mutlu (piyanoya başlamış oldum) hem de annem ve rehber hocam (haftada sadece bir saat olduğu için derslerimi engellemez). Zaten senenin başından beri söyleniyordum "kurs, kurs" diye annem de rehber hocama söylemişti ve sonuç doğal olarak "yok dersleri aksar, yok çalışamaz" falan olmuştu ama kim takar... xD Neyse sonuçta mutluyum (: . (şimdilik...)
Ve matrixsakini mesajın için çok sağol. ^^ Bu ara çok aksattım ama ben de bu blog hevesimin geçmemesini umuyorum. Aslında doğru düzgün vakit bulsam da işe yarar birşeyler ortaya koysam çok güzel olacak. İnş. onu da yaparım. (: (Boş boş gevezelik et burda, e bir yere kadar sonra sıkmaya başlıyor u.u)
Bir kaç tane de grafik çalışması ekledim mi bu postun işi de tamamdır :D .