27 Mayıs 2010 Perşembe

mutlu.

Piyanomu tamir ettim. (: çok mutluyum. Dikkat ettirmedim ettim. :D (gurur duyuyorum u.u) Geçen videoyu eklediğimde pedallar çalışmıyordu. Güya aldığımız yere, teee adamların ayağına kadar gidip söyledik. Ses seda yok benim de tepem attı. Bir bakayım dedim nasılsa elektronik piyano birşeyleri bozmam. Dükkandaki adam bir kablo falan demişti. Piyanoyu çektim duvardan, ne göreyim. Kutusundan çıktığı gibi duran montajda hiç dokunulmamış hala sarılı olan bir kablo bana el sallıyor!?! Deli oldum! Ve montaja gelen arkadaşa da o an içimden geçenleri armağan ediyorum. u.u Üstalik bir de eksik vida çıktı demişti ve piyanomun alt tarafında açık duran 2 adet vida yuvasını bırakmıştı bana sağolsun. Bir baktım ki oraya takılacak vidaları başka yere takmış, diğer vidalardan artmış. (Ne hikmetse bütün vidalar da birbirlerinin yuvasına uyuyor...) Her neyse onu çıkar bunu tak falan derken en sonunda piyanomu normalde olması gereken hale getirebildim. ^^ Ve sonuç pedallarım çalışıyor! Ses o kadar farklı olabiliyor ki onları kullanarak. Daha bir çalma şevki geldi bana. :D
Ben bunu yazarken bir arkadaşım mesaj attı. Hemen TRT'yi aç diye. Ben de gittim açtım televizyonu. Eurovision da -hangi ülkeydi hatırlamıyorum ^^" (işe bak daha demin izledim ya) ama 10. sırada çıkmışlardı.- bir düet vardı ve kullandıkları piyano *.* harika birşeydi. Elektonik, iki tane kuyruklu piyanonun uçlarından birleştirilmiş hali ve tahta falan değil saydam. Çok değişikti ve çok hoştu. *.*
Aslında Eurovisionu izlemeyi düşünmüyordum bu akşam ama açmışken daldım öyle bu yazıyı falan da unutmuşum :D. Ama Manga izlenmeye değerdi. Onları izlemek için sonuna kadar beklemem gerekti ama olsun. :D Şovları çok güzel olmuş. Hoşuma giden diğer ülkelerde -pek ayrıntılı izlemedim aslında ama- Gürcistan, Ukrayna, Kıbrıs Rum Kesimi...
Neyse yarın biyoloji sınavı olan bir kız için çok geveze ve sorumsuz olduğumu farkettim. Acaba bu gece uyumayıp çalışsam mı? Aslında çok iyi olur. En son öyle çalıştığımda 90'larda almıştım. Gerçi o gün eve geldiğimde direk uyuyup sonra gece kalkıp çalışmaya başladığım için öyle olmuştu. :D Ama sonraki yazılılarlar felaket... (Neden acaba?!)
Pufff... Bu sene de böyle işte. Çat pat bişeyler yapa yapa geçiyorum dersleri. Ama bu halim korkutuyor beni ya. Böyle giderse ancak rüyamda görürüm İTÜyü. :'(  -ve geçen gün nette gezerken ne göreyim. İTÜde Japonca kursu var!! Okul kulübü olarak. Hazırlık okuyacağım sene kesin orda olmalıyım!! İTÜüüü~ T^T-

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Yip.


Artık başlık bulamamak başıma vurdu. Saçmalıyorum hep xD. Neyse geçen günkü o sinir ruh halini attım üstümden, rahatım. Ohhh... Mutluyum, huzurluyum~ :D.
Cuma günü sonunda istediğim filme gidebildim. *.* "Iron Man 2" daha fragmanını gördüğüm andan itibaren gitmek istiyordum. Ve sonunda gittim. (: Üstelik salonda sadece 4 kişi vardı (arkadaşım ve ben hariç 2 kişi yani). Filmi salon boşken izlemeyi seviyorum (: ve nedense bu tür filmlere bayılıyorum. İlk filmini de çok sevmiştim *.* Robert Downey Jr. harika bir oyuncu. Tony Stark karakterini çok iyi canlandırıyor. Ve Tony Stark *-* bu karaktere bayılıyorum ya. Gamsızlığı o kadar hoşuma gidiyor ki anlatamam. Ve bunun yanında tabi o deha...

:D Neyse işte fragmanı:





bundan sonra böyle kısa gönderiler yapmaya karar verdim. :D bir seferde tek bir konu ya da olay falan işte :)

19 Mayıs 2010 Çarşamba

.......

Hayattan nefret ettiğim anlardan nefret ediyorum. Ama son zamanlarda öyle olmayan anım yok gibi... Sanki yaşamak içimden gelmiyor. Herşey boş, gereksiz... Çaba harcamak boşuna sanki.

Moralim süper di mi? Biriyle kavga ettikten sonra hep böyle oluyorum. Üstelik aylardır ne olursa olsun böyle sakin, neşeli gibi durmaya çalişmama rağmen. Üzüldüğüm şeyleri kafaya takmayarak, kimseye bahsetmeyerek daha kolay aklımdan çıkarmaya ve unutmaya çabalıyorum. Ama olmuyor işte sonu hep böyle... Ağlıyorum...

Özgüvenimin olmadığını kabullendim yani artık kişilik özelliğim olarak biliyorum bunu. Bilmiyorum, belki de böyle bir bahanenin arkasına saklanmak kolay geliyor. Ama özgüvenim biraz eksik diye güçsüz değilim. Evet, kendimi güçsüz biri olarak görmüyorum. (en azından çoğu zaman.) Ama bazen kendimi sakalama ihtiyacı duyuyorum sanırım. Belki de bazı insanların beni sürekli hoşlandığım ama onların hoşuna gitmeyen şeyler yüzünden eleştirmesi bende bu etkiyi yaptı. Bundan kurtulmaya çalışıyorum. Elimden geldiği kadar işte. Ama bazı şeylerin etkisi kolay geçmiyor sanırım. Neyse hadi yine unutmaya çalışayım. Sanırım yeterince sakinleştim.

İlk defa telefonumdan yazıyorum bloga. Çok eğlenceli ama bilgisayardaki kadar kolay ve rahat değil tabi... Ve az önce özel numaradan çağrı geldi. Kim acaba? Ya özel numaradan arayan insan neden bir kere çaldırıp kapatır ki? Neyse, mesajlasmaya çok meraklı olmadığımdan telefonda bu kadar şey yazmaya alışık değilim. O yüzden bu kadar yeter bence... Umarım bu yazıyı okuyanın günü daha iyi geçmiştir.
Ja nee~

(I... I'll survive...~
*Avril Lavigne-Alice)

7 Mayıs 2010 Cuma

Tchaikovsky~

Sağolsun kültür merkezimiz googledan bugünün (aslında dün ^^") Tchaikovsky'nin doğum gününün 170. yılı (o.o) olduğunu öğrendim. (7 Mayıs) :D (Bu logoları çok güzel hazırlıyorlar ya *.* ). Şimdi "acaba bunu neden yazıyor bu kız?" diyebilirsiniz. Sebep şu bunu görünce aklıma piyano alıştırmalarımdan birinin Kuğu Gölü olduğu geldi. Ve notaları tekrar çıkarıp bir baktım. Zaten de buraya piyano videomu ekleyecektim, bu da iyi bir fırsat olur dedim. Ama sorun şu ki ben bunu öğrendiğimde saat zaten 11di. Ve ben de videoyu birkaç dakika geciktirmiş bulundum. ^^"
Şuanda dosya boyutunu ayarlamakla uğraşıyorum. Ve sanırım dosya boyutu biraz büyük kaçabilir.
Bu arada beklentileriniz fazla yüksek olmasın ^^". Bu parçayı birkaç ay önce çalışıyordum o yüzden pek zor ya da böyle fazla notalı güzel birşey değil (yanlışlarım da olabilir ve piyanomun pedalları şuanda çalışmıyor maalesef :@ - idare edin^^"~). Ama benim hoşuma gidiyor. Ve bir de odamın ışığı çok kötü (en yakın zamanda değiştiricem bu lambayı). O yüzden video da biraz kötü çıktı. Evet, sırf ekleyeceğim diye ancak bu kadar aceleye getirilebilir ve dandik olabilirdi xD. Neyse ama daha sonrakileri gün ışığında çekmeye çalışırım. (:  -çok yavaş yükleniyor T^T-
(o.o) küçültmenin yolunu buldum!  ----> ben gecikmesin diye uğraştıkça daha çok gecikiyor sanki bu gönderi ya T^T

Ta~da~
Swan Lake (theme from the ballet op.20)

30 Nisan 2010 Cuma

Yenilik~

Hatırlıyorum da, yok bir daha değişiklik diye bir çıkış yapmıştım bir zamanlar. :D
Tamam, var artık. :D Bu tema çok hoşuma gitti. Ben de dedim artık, aynı temayla daha nereye kadar? Öyle değiştirdim işte. Ama tavşanım gitti. T^T Seviyordum ben çılgın tavşanımı. *^* Ama arkaplanı beyaz kalıyordu. Yenilik uğruna feda oldu artık, napalım.
He, bir de yorumlar bölümü sağ alt kısımda. Ve ve ve müzik çaları otomatikten, manuele aldım. Evet, aslında siteye girince direk çalmasını istiyorum ama ayar falan yaparken çok sekme açıyorum, sayfa kapatıyorum yenisini açıyorum falan. Yani aynı şarkının başını duymaktan gına geliyo insana. Hazır laf açılmışken şarkıyı da değiştiriyim bari. :D
Yarın tatil! Yay! Yaşasın 1 Mayıs! :D. Dershane de tatil -resmi tatil olduğu için. İnş. eve tıkılı kalmam yine. Artık biraz oksijen almam lazım. Gerçi ders de çalışmam lazım. Bu hafta hep yazılıyla geçecek. Ama pazartesi günkü felsefe yazılısı ertelenmiş galiba. Yatta! (Yanlız haber doğru olsa iyi olur, yoksa batarım.)
Az önce Post Grad'ı izledim. Blog gezerken birinin bahsettiğini gördüm. Boştaydım, o zaman hadi indireyim bari dedim. Hoş bir filmdi. Alexis Bledel çok tatlıydı. Ve esas oğlan da çok şekerdi. ~.~
Öhm... Herneyse işte.
Carpe diem! - Anı yaşa! (Filmde de geçiyordu. Sevdiğim bir laftır. Hatırladım, yazayım dedim.)



Avril Lavigne - Alice
 

23 Nisan 2010 Cuma

|-.-|~

Bloglardaki chatboxları karıştırmayı seven bir zavallı türedi son zamanlarda. Yazık, mesajlarını gördükçe acıyorum, elinde yapacak başka hiçbir şeyi yok anlaşılan. Benim chatboxta da benim nickimi kullanarak yazmış. "Zaten burayı okuyanların sayısı belli ve okuyanlar o mesajları benim yazmadığımı anında anlayacaktır zavallı. Böyle şeylerle uğraşıcak kadar geri kaldığına inanamıyorum." demek istiyorum kendilerine. :)
Ami'nin de cboxına bulaşmış -bence aynı kişi.

Her neyse bu gibi zavallılara sinirlenmeye değmiyor bile. :) Cbox hesabımı kapatıp kaldırdım. Yorum yazacak arkadaşlar postların altındaki "commets" kısmından yazsınlar lütfen. ^^ onları kontrol edeceğim. Ayrıca oraya yazmak için kullanıcı hesabı gerektiğinden bu tür şeylerle tekrar karşılaşmamış oluruz. ^^

~Dowaa
Piyano videosunu en kısa zamanda koyacağım inşallah canım. Ama önce videoya çekmem lazım ve bunun içinde kamerayı doğru açıdan çekebileceği bir düzeneğe yerleştirmem lazım. Bu konuda çalışmalarım devam ediyor. :D

Bu arada geçen sefer eklemeyi unutmuşum. Bir wallpaper denemesi daha yapmıştım. Oldu mu pek emin değilim aslında ama... :/

21 Nisan 2010 Çarşamba

Büyümek... o.o

Hmm... Küçük bir ihtimal ama, yani hani belki, büyümüş olabilir miyim? o.O
Pazartesi günü staja başladık. o.o Büyük bir şey değil tabii sadece 1 haftalığına. İlköğretime gidip derslerine giriyoruz. Anadolu Öğretmen okullarına böyle zorunlu bir staj koymuşlar işte. Belki de öğretmenliği sevdirmek adına yapmışlardır ama şahsen benim fikrim yine değişmedi :D. Hala öğretmenlik okumayı aklımdan geçirmiyorum xD. Mimarlık *.* ahhh... İnşallah kazanabilirim. *iç çeken ifade* (Evet, bizim gibiler öğretmen okullarını ziyan ediyor. xD) Ama ilköğretimdeki çocuklar (bazıları hariç~) çok tatlılar *-*. Yerim ben onları ya insanın kanı ısınıyor hemen onlara :). Onların arasındayken insan düşünmeden edemiyor, küçükken biz de mi böyleydik be? xD Yanlız çok büyük bir fark var aramızda, ki bunu yapmadığımıza kesinlikle eminim, okulda dersine girdiğimiz girmediğimiz bizi gören nerdeyse bütün öğrenciler facebookumuz olup olmadığını sorup, tam adımızı ve soyadımızı istediler eklemek için. xD Gençlik nereye gidiyor ya xD

Okulların kapanmasına az kaldı sayılır. Bu gerçek bir yandan mutluluk verirken bir yandan da çok sıkıntılı :(. Şöyle ki: Ygs/Lys yaklaşıyor *saç baş yolan ifade* (ben daha bu tempoyla gidersem zaten 2-3 sene sonraki sınavlara anca hazır olurum), ve tabii ki okulumuzun ayrılmaz parçası yazılılar!
Ahh bu yazılılar bana kafayı yedirtecek. (Shit! Şimdi aklıma geldi bir de dönem ödevi vardı, hala teslim etmedim *^*) Ve şimdi işin yoksa bir de yerlerde sürünen o fiziğimi ve kimyamı al da doğru düzgün bi şekle sok. Böhüüü T^T

Geçenlerde daha türkçe dublajı yapılmamış, altyazısı (fansublar dahil) bile çıkmamış bir film izledim. Kendi çapımda ilkleri deniyorum :D. Filmin adı Starstruck. Disneyin yeni filmlerinden biri. Aşırı güzel değil ama vakit geçiricek hoş bir filmdi. (Tabii hikayesi klasikti. :P)
Filde başrol oyuncelarından biri Sterling Knight ve ben o çocuğun gözlerinin bu kadar açık bir mavi olduğunu hiç farketmemiştim. O nasıl bir maviliktir ya *o*. (yine de çokcuğu o kadar yakışıklı bulmuyorum o ayrı mesele xD) Neyse buynlar bir yana altyazısız ingilizce bir filmi (ufak tefek ayrıntılar dışında~) anlayabilmek çok hoşuma gitti ^.^.

Aslında bi dahaki postta kendi piyano videomu ekiyeceğim diye planlıyordum hep ama şimdi canım hiç uğraşmak istemiyor. Doğru düzgün çal, onu videoya çek, yükle, kes, kırp falan ohooo... :D Artık bir dahaki sefere kaldı. O zaman ben şimdi blog müziğini değiştirip, kaçayım. xoxo (dermişim xD).

B'z - Ichibu to Zenbu