Pff... Hem yazasım var hem yazmayasım. Bu ara çok çelişkiler insanı oldum sanki. Çalışmak istiyorum. Ama çabam, hırsım bir anda sönüveriyor. İçten içe duyduğum suçlulukla, herkesten geride kaldım düşünceleriyle kalakalıyorum. Söyleyeyim, hiç hoş bir duygu değil.
Bir yerde okumuştum sanırım, öğüde ihtiyacı olan insanlar çok öğüt verirler diye. Acayip öğüt veresim var, bundan mıdır acaba? Aman sakın boşvermeyin YGS konularını. Son sınıfta onlar kadar bela birşey yoktur heralde. Ahh.. 11. sınıfımı heba ettim. Gerçi boş boş geçirirken günlerimi farkındaydım pişman olacağımın ama yaşadığı andaki kadar farkedemiyor insan. Yazılıdan yazılıya çalışıyordum, şaka gibi. Dershane laylaylom geçiyordu, dersleri takmıyordum ama yine de içime oturmuş bir sıkıntı vardı, hatırlıyorum. Boş hissetmenin verdiği bir sıkıntıydı sanırım. Dişe dokunur birşeyler yapmamak insanın psikolojisini bozuyor. Allah'tan azıcık akıllanıp piyanoya gitmiştim. Daha babama yalvarsaydım ve o gün de önceki günler gibi 'neyse ya sonra giderim' diyip eve giden yolumu 10 dk'cık değiştirmeseydim çok şey kaçırırdım. :). Gidip kendi kendime yaptırdım kaydımı. Sonra da iyi hissettim. Büyüdüm ben di mi :D. Annemle babam hala uğramamıştır kursuma, ancak sene sonundaki konserde tanıştılar hocamla o kadar. T^T piyanoyu özledim...
Bu uykuseverlik beni bitirecek. Lise hayatımın yarısını uykuyla geçirdim heralde. :D :D Ama çoğu bilerek değil, cidden. Kendimi derse konsantre olmaya zorlarken bir bakıyorum, suratım sıraya yaklaşıyor. :D Ve sonra da ya bir arkadaş dürtmesi, ya sınıf kahkahaları eşliğinde hocanın seslenişi ya da tenefüs zili :D. Ama en kötü sonuçları da, hocaların kendilerini takmadığımı düşünmelerinden kaynaklanan tavırları, herkesten kendime ne kadar kötülük ettiğime dair nasihatler dinlemek (kendimi düşünüyorum da elimde değil işte, deniyorum ben de kendimi zorlamayı) ve suratında kalan gömlek, kazak, defter ve diğer dokulu izler :)). Ama bu sene daha iyiyim sanırım (belki). Yurt biraz fayda sağlıyor.
Salı günü yurtta film günümüz ve bizim dönemdeki daha önce Kore dizisi izlemiş bazı kızların da isteğiyle Kore filmi götürdüm."Doremipasolrasido". Başta sadece 12'ler olarak izleyecektik ama sonra kara değiştirip yurtta diğer izlemek isteyenlerle beraber izledik. Sonlara doğru etrafta hıçkırık ve burun çekme sesleri baya arttı. :D Ben aynı filmi kim bilir kaç kere izlediğim için milletin sahnelere tepkilerini izliyorum. Artık 2-3 seferden sonra izlerken ağlamamaya başladım :D. Ve insanların tepkilerini, izlemek neden bu kadar hoşuma gidiyor bilmiyorum ama filme ağlamaları duygulanmaları hoşuma gidiyor işte. Belki de filmi izlerken hissetiklerimi paylaşmak hoşuma gidiyor. Bilmiyorum belki de sadece psikopatım xD.
Geçen gün Uçurtma Avcısı'nı bitirdim. Harikaydı. Yurtta girdim yatağıma okuyorum. Kendimi ne kadar utmaya çabalasam da en son yine salya sümük başlıyorum ağlamaya. Kızlar da bir şey oldu zannediyorlar hepsinin suratında bir şaşkınlık bana bakıyorlar. Elimdeki kitabı kaldırınca da "hııı, tamam."... :D Yanlız okulda okurken ağlayamazdım, o yüzden duygulanacağımı anladığımda biraz ara verip dolaşıp sonra devam ettim.
Bu yaz hiç okumadığım kadar kitap okumak istiyorum ya. *-* Tüyaptan kitap depolamayı düşünüyorum. Hele bir açılsın *-*. Bu arada bir de Mutluluk Projesi diye bir kitaba başladım. Görünce tam benim ihtiyacım olan şey demiştim. Çok hoş bir kitap. Yazarın kendi mutluluk projesi deneyimini anlatıyor. Şahsen böyle konularda felsefi kitaplar okumakla aram yoktur ama insanların deneyimlerini okumak çok hoşuma gider. Yayarak okuyabileceğim bir kitaba ihtiyacım vardı zaten. Ders çalışırken aklıma takılacak ve bitirmeden rahat edemeyeceğim bir romana başlamak çok da mantıklı değil di mi? :D
10 Ekim 2010 Pazar
Dıt-dıt-dııııt (meşgul tonu :P)
İki ayağım bir pabuçta bir yandan yurt için çantamı hazırlarken bir yandan da kaç gündür çok canım çektiği çin blog yazayım dedim. :D Şu yurt için hazırlık olayını bir pratiğe bağlamam lazım artık ya. Olmuyor böyle her hafta bi' acele, neye ihtiyacım vardı, ne alacaktım ben, tüh onu unuttum telaşından sıkıntı geldi. Şimdi de ne giysem kısmına takıldım. Bu da en zor kısım ya. Allah'tan hafta içi okul yurt arası sadece. Okul çıkışı bir yere gitsem de okul formasıyla zaten giysi derdi yok. Oh be :D.
Piyanomu, bilgisayarı filmlerimi özledim. Ve her haftasonu bu özlemimi gidermek bana pahalıya patlıyor maalesef. Yurttan dönüşte odama girdiğim anda başka bir alemdeyim. Sınavdı, çalışmaydı Hak getire... İyi ki yurda gitmişim yani :D. Evde kalsam ne olurdu acaba çok merak ediyorum.
Evet çevremdeki o kadar kişinin ardından dayanamadım ben de hasta oldum. Etrafımdakilerden gördüğüm kadarıyla genel olarak 2 hafta sürüyor herkesinki. İlk haftasını atlattım. Çok şükür, yatmam gerekmedi pek. Ama yine de bir yorgunluk hali ve hasta psikolojisiyle çalışamadım (kabul, azıcık da mızmızlanıp çalışmadım kısmı da var yani :D)
İlk defa bu hafta ağladım yurtta. Ama öyle böyle değil baya bir süre sakinleşemedim. Yani evi falan özlediğimden değil, her hafta çıkışım var, hafta içi de konuşuyorum falan. Öyle bir özlem durumu olmuyor. Ama birşeylerin biriktiğini hissettim içimde. Stres, sorumluluklar, ödevler, suçluluk duygusu... Baya yoğun bir duygu seliydi. Ama geçti gitti, rahatladım çok şükür. Ondan önce de bi posya "Uçurtma Avcısı"nı okurken ağlamıştım zaten. Ne fena kitapmış o ya. Ne kadar tuttum kendimi ama en son gene dayanamadım.
Neyse babamdan azar yememek ve metrobüste sürünmek zorunda kalmamak için artık eşyalarımı toparlayıp yurt yolunu tutmam lazım. Altında arabayla babanın bırakması da güzel iş ya :D
Piyanomu, bilgisayarı filmlerimi özledim. Ve her haftasonu bu özlemimi gidermek bana pahalıya patlıyor maalesef. Yurttan dönüşte odama girdiğim anda başka bir alemdeyim. Sınavdı, çalışmaydı Hak getire... İyi ki yurda gitmişim yani :D. Evde kalsam ne olurdu acaba çok merak ediyorum.
Evet çevremdeki o kadar kişinin ardından dayanamadım ben de hasta oldum. Etrafımdakilerden gördüğüm kadarıyla genel olarak 2 hafta sürüyor herkesinki. İlk haftasını atlattım. Çok şükür, yatmam gerekmedi pek. Ama yine de bir yorgunluk hali ve hasta psikolojisiyle çalışamadım (kabul, azıcık da mızmızlanıp çalışmadım kısmı da var yani :D)
İlk defa bu hafta ağladım yurtta. Ama öyle böyle değil baya bir süre sakinleşemedim. Yani evi falan özlediğimden değil, her hafta çıkışım var, hafta içi de konuşuyorum falan. Öyle bir özlem durumu olmuyor. Ama birşeylerin biriktiğini hissettim içimde. Stres, sorumluluklar, ödevler, suçluluk duygusu... Baya yoğun bir duygu seliydi. Ama geçti gitti, rahatladım çok şükür. Ondan önce de bi posya "Uçurtma Avcısı"nı okurken ağlamıştım zaten. Ne fena kitapmış o ya. Ne kadar tuttum kendimi ama en son gene dayanamadım.
Neyse babamdan azar yememek ve metrobüste sürünmek zorunda kalmamak için artık eşyalarımı toparlayıp yurt yolunu tutmam lazım. Altında arabayla babanın bırakması da güzel iş ya :D
1 Ekim 2010 Cuma
Mola.
Ne kadar istesemde hakkım yok mola vermeye. Ama ben mızıkçıyım işte. :P Yurttayım, ders çalışıyorum, okula gidip geliyorum falan öyle geçiyor her gün ya :D. Ama sanki şu hafta içi 5 gün sadece 1 gün gibi geliyor. Okul-yurt arası tempo 1 gün içinde oluyor sanki ve sonra ben tekrar eve dönüyorum. Evimi özleyip özlemediğimi de farkedemedim henüz :D. Yanlız iki şeyi özlediğimi biliyorum, küvet ve koltuk! Ne büyük bir nimetlerdir ya! Evinin sıcak suyu, küvetin, duşun içinde üzerini giyinip çıkmak zorunda olmayışın... O koltuğa oturmanın yayılmanın rahatlığı... Hani yurtta koltuk olmadığından değil de, bizim koltuklu odalara uğradığımız yok ki. Zaten bizim katta sadece 2 tane 12 sınıf yatakhanesi bi de etüt odaları var. Okulda sıraya otur, gel yurda etütte sıraya otur, git dershaneye yine sıra! Ohh, şu bilgisayar koltuğumu da sevmezdim ama şimdi nasıl rahat geliyor ya :D. Yurt insanı değiştiriyor yav :P.
Hele geçen hafta yurtta resmen bir tesisat macerası yaşadık. Normalde yurt gibi bir yerde banyo yapamamanızın sebebi ne olur? Sular kesik veya soğuktur değil mi? Yok, bizde değil. Resmen kaynar akıyordu sular :D. Duş yapalım derken haşlanacaktık az daha. Şunu da öğrendim ki, soğuk suya şükür. Kaynar su daha beter. Tabi sonraki günlerde de soğuk suya da maruz kaldık ama en sonunda normale döndü.
Ahh, neyse artık testlerime dönmem lazım benim ya. Soru sayımın vasatlığı vicdanımı rahat bırakmıyor. Hani sınavda da öyle az buz bişey yapmayı hedefleyen biri de değilim. Nerden geliyor bu tembellik anlamıyorum ki?!
-Ahh, şu sınav dönemini bir atlatıyım, sonra istersem final dönemi film izleyerek sabahlarım abi banane :D.
Hele geçen hafta yurtta resmen bir tesisat macerası yaşadık. Normalde yurt gibi bir yerde banyo yapamamanızın sebebi ne olur? Sular kesik veya soğuktur değil mi? Yok, bizde değil. Resmen kaynar akıyordu sular :D. Duş yapalım derken haşlanacaktık az daha. Şunu da öğrendim ki, soğuk suya şükür. Kaynar su daha beter. Tabi sonraki günlerde de soğuk suya da maruz kaldık ama en sonunda normale döndü.
Ahh, neyse artık testlerime dönmem lazım benim ya. Soru sayımın vasatlığı vicdanımı rahat bırakmıyor. Hani sınavda da öyle az buz bişey yapmayı hedefleyen biri de değilim. Nerden geliyor bu tembellik anlamıyorum ki?!
-Ahh, şu sınav dönemini bir atlatıyım, sonra istersem final dönemi film izleyerek sabahlarım abi banane :D.
18 Eylül 2010 Cumartesi
Yolcu.
Evet, okulların da açılmasıyla resmen bir üniversite yolcusuyum. Tabi yolun daha başında, sınava hazırlık aşamasındayım. (umarım bu yol uzatmaları yaşamaz). Ve şimdi bir de yurt yolcusu oldum. Aslında biraz ani oldu. Hatta şu son 5 gün içinde oldu... Bu sene yurtluyum yani. Sınava hazırlık için daha iyi olacak inşallah.
İnşallah kazanırım ya. Cidden kazanamayacağım korkusundan ağlayasım var. Hele kazanamayıp da bir sene daha hazırlanmak zorunda kalmak en kötü kabuslarımdan biri. Zaten yurtta kalmasaydım bu sene çok zor geçecekti. Evde kendini herşeyden soyutlamaya uğraşıp ders çalışmaya çalışmak, okul ev arası yolda vakit kaybı (sadece gidiş 1sa 20dk sürüyor), yol yorgunluğu... Hele bir de benim derslere geç kalma sorunum var ki, bu sene çok kötü olurdu. Devamsızlığım hep sınırlarda gezinir...
Yurtta inşallah daha sıkıntısız geçer bu sene. Evde bir şeye dalacak olsam bu sefer çalışmadığım için vicdan azabı çekeceğim.
Yurda gitmenin en sevdiğim kısmı hazırlık kısmı. Alışverişi her kız sever mi ya? Eskiden bu kadar sevmiyordum aslında ama son bir kaç senede acayip zevkli bir aktivite oldu gözümde :D. Yurttan eve dönüşler için küçük bir çanta aldım. Spor çantası gibi. Çok beğendim alırken. Bir kaç model arasından seçmeye çalışıyordum ki ordan annem elinde bununla çıkageldi. 'Kızım bu nasıl?' diye. İşte o anda karar verdim. *-* Bir şeyi böyle beğenerek alınca mutlu oluyorum be :D.
Yurda götüreceğim bir diğer sevdiğim eşya da termos bardak :D. (İsmi cidden bu mu bilmiyorum. Bardak büyüklüğünde, içme yeri olan termos işte) Sevgili kuzenimden kaptım~ :D. Şu hani üzerinde ilaçların markası olan zamazingolar var ya, onlardan. Doktorların bir tek bu yönlerine özenmişimdir. Bir sürü güzel hediye alıyorlar. Benim kuzen de bir ilaç firmasında çalışıyor (en son öyleydi diye biliyorum yani :D) alın istediğinizi dedi. *-* Bir sürü de promosyon ağrı kesicim oldu xD.
Neyse artık, yarın tatil günüm. Dershane yok *-*. Ama okul alışverişi var bekleyen. Gerçi bir tek pantolon eksiğim kaldı. Onu da yarın alacağız ama paçası falan nasıl yetişecek bilmiyorum... Ve yarınki son durak da yurt. İnşallah haftasonları geldiğimde güncelleyebilirim burayı. En azından bi' yarım saatimi ayırabilirim inş.
Neyse artık geç oldu, uyku vakti... Yarın işleri erken halletmem gerkiyor. Pfff... Ya yurt evraklarını hazırlayacaktım. Unuttum. =_=". Sağlık raporunu pazar günü verirler mi ya?
İnşallah kazanırım ya. Cidden kazanamayacağım korkusundan ağlayasım var. Hele kazanamayıp da bir sene daha hazırlanmak zorunda kalmak en kötü kabuslarımdan biri. Zaten yurtta kalmasaydım bu sene çok zor geçecekti. Evde kendini herşeyden soyutlamaya uğraşıp ders çalışmaya çalışmak, okul ev arası yolda vakit kaybı (sadece gidiş 1sa 20dk sürüyor), yol yorgunluğu... Hele bir de benim derslere geç kalma sorunum var ki, bu sene çok kötü olurdu. Devamsızlığım hep sınırlarda gezinir...
Yurtta inşallah daha sıkıntısız geçer bu sene. Evde bir şeye dalacak olsam bu sefer çalışmadığım için vicdan azabı çekeceğim.
Yurda gitmenin en sevdiğim kısmı hazırlık kısmı. Alışverişi her kız sever mi ya? Eskiden bu kadar sevmiyordum aslında ama son bir kaç senede acayip zevkli bir aktivite oldu gözümde :D. Yurttan eve dönüşler için küçük bir çanta aldım. Spor çantası gibi. Çok beğendim alırken. Bir kaç model arasından seçmeye çalışıyordum ki ordan annem elinde bununla çıkageldi. 'Kızım bu nasıl?' diye. İşte o anda karar verdim. *-* Bir şeyi böyle beğenerek alınca mutlu oluyorum be :D.
Yurda götüreceğim bir diğer sevdiğim eşya da termos bardak :D. (İsmi cidden bu mu bilmiyorum. Bardak büyüklüğünde, içme yeri olan termos işte) Sevgili kuzenimden kaptım~ :D. Şu hani üzerinde ilaçların markası olan zamazingolar var ya, onlardan. Doktorların bir tek bu yönlerine özenmişimdir. Bir sürü güzel hediye alıyorlar. Benim kuzen de bir ilaç firmasında çalışıyor (en son öyleydi diye biliyorum yani :D) alın istediğinizi dedi. *-* Bir sürü de promosyon ağrı kesicim oldu xD.
Neyse artık, yarın tatil günüm. Dershane yok *-*. Ama okul alışverişi var bekleyen. Gerçi bir tek pantolon eksiğim kaldı. Onu da yarın alacağız ama paçası falan nasıl yetişecek bilmiyorum... Ve yarınki son durak da yurt. İnşallah haftasonları geldiğimde güncelleyebilirim burayı. En azından bi' yarım saatimi ayırabilirim inş.
Neyse artık geç oldu, uyku vakti... Yarın işleri erken halletmem gerkiyor. Pfff... Ya yurt evraklarını hazırlayacaktım. Unuttum. =_=". Sağlık raporunu pazar günü verirler mi ya?
12 Eylül 2010 Pazar
Pshop~
Yaşasın pshop kullanmak *-*.
Saçmalasam da seviyorum bu programda uğraşmayı.~ ♥ Rahatlatıyor beni.
Bu yarım kaldı aslında. Üzerine yazacak birşey bulamadım, bir de font ve yer ayarlayamadım... Fikri olan?
dA iz lav~ ♥
Saçmalasam da seviyorum bu programda uğraşmayı.~ ♥ Rahatlatıyor beni.
Bu yarım kaldı aslında. Üzerine yazacak birşey bulamadım, bir de font ve yer ayarlayamadım... Fikri olan?
Fotoğraf: bitterev
Brush, Pattern: crazykira-resources
Texture: Sanami276
Fotoğraf: xxchange
Brush, Texture: crazykira-resources
(yanlış anlaşılmasın bu no'lu kızın siyasi bir anlamı falan yok.)
dA iz lav~ ♥
11 Eylül 2010 Cumartesi
Herkese İyi Bayramlar! Bugün bayramın 3. günü olduğuna göre biraz geç oldu bu ama ^^" napalım artık.
Bügün babamı ancak ikna ederek bayadır biriken fotoğraflardan bir kısmını seçip bastırmaya götürdük. 72 fotoğrafı 10 dk'da basıp verdiler elimize *-*. Media Markt'a gittik. Şu aletleri ne zamandır denemek istiyordum, o yüzden inatla oraya gitmek istedim :D. Taktım hafıza kartını seçtim, bastırdım :) -gerçi gitmeden önce zaten seçip ayarlamıştım. Siparişi verdikten sonra da etrafta dolanalım dedik. Tabii gittim herşeyi elledim durdum :D. Ben böyleyim ya bu tür bi mağazaya girdim mi herşeyi ellemeden çıkarsam içimde kalıyor. Fotoğraf makineleri, onların o güzelim mercekleri, her boyutta laptoplar ve cıvıl cıvıl çantaları ve tabii cd'ler! Herşeye baka baka geçtikten sonra en arka tarafta cd'ler var, film/müzik/oyun/pc programları vs. Benim en çok ilgilendiğim kısım da müzik oldu*-*. Her gittiğimde olduğu gibi atladım klasik müzik bölümüne tek tek bakıyorum. (Bütün mağzayı taradım ama Maksim Mrvica'dan hiç birşey bulamadım t.t) Ve sonraaa rafların arasında ortada bir sepet gördüm. İçine yığmışlar cd'leri. Önce farketmemiştim ne olduklarını, sonra bir anda baktım ki klasikler *-*. Promosyonlu fiyat: 1,99 TL. Bunu gördükten sonra ne yapmış olmamı beklersiniz? Tabii ki saldırdım anında :D. Sonuç olarak 6 tane cd aldım. Anlaşılan kendimi tutmayı başardım :D. Ama az daha benim (zaten kimse vermiyor, bir babamın verdiği) bayram harçlığından gidiyordu. Aslında seve seve de öderdim ama babanın ödemesi bir başka oluyor ya :D. En son yine dayanamadı o aldı sağolsun ^^. Aldıklarım da (zaten böyle promosyonları bilindik şeylere koyarlar):
-Tchaikovsky - Swan Lake
-Tchaikovsy - Nutcracker Suite, Op.71a
-Brahms - Hungarian Dance
-Mozart - Eine Kleine Nachtmusik
-Beethoven - Piano Concerto No.5
-Chopin - Polonaise No.3
Chopin *-* Bunları görmeden önce niyetim "Best of Chopin" gibi birşey almaktı. Ama bunları görünce iş değişti :D. Eğer ki bir gün piyanoda Chopin'in bi parçasını çalabilirsem (*-* ki bu sadece bir hayal gibi görünüyor...) bu iş tamam demektir.
Ama tabi benim bu maymun iştahımla zor. Seneye bir de yan flüt kursuna gitmek istiyorum. Piyanoyla aynı zamanda idare edebilirsem tabi *-*. İnşallah beceririm. Çünkü yan flüt cidden kafama takılmış durumda...
Dün akrabalar bizde toplandı. Halamın oğlu gitar çalıyor, okul grubunda falan, baya da iyi çalıyor. Diğer kuzenler, halamlar vs. oturdular benim odaya. Ben piyanoda My Immortal çalıyorum, kuzen de gitarla bana eşlik ediyor. Tabi halamlar başladılar söylenmeye, bildiğimiz birşey çalın diye... Ama mağlum bende repertuar kısıtlı, kursa devam edemiyorum ki. Önceden öğrendiklerim de klasik parçalar hep. Bir ara onların gönlünü hoş etmek için de birşeyler öğrenmem gerekecek. Neyse sonra halamlar gitti, sadece kuzenlere çaldık. Daha iyiydi :D.
Hazır fotoğrafları hafıza kartına atıp çıkarttırmışken buraya da birşeyler eklemeye üşenmeyeyim artık :).
(bunlardan çoğunu bastırmadım :D daha sonra duvara asmak için bastırmayı düşünüyorum bazılarını... Ve tabii ki photoshop'ta üzerlerinde oynamasam olmazdı, bazılarını batırdım ama ^^')
~Şu imzaları koyacak yer bulmakta bazen çok zorlanıyorum. Koymasamıydım acaba? o.ô
Bügün babamı ancak ikna ederek bayadır biriken fotoğraflardan bir kısmını seçip bastırmaya götürdük. 72 fotoğrafı 10 dk'da basıp verdiler elimize *-*. Media Markt'a gittik. Şu aletleri ne zamandır denemek istiyordum, o yüzden inatla oraya gitmek istedim :D. Taktım hafıza kartını seçtim, bastırdım :) -gerçi gitmeden önce zaten seçip ayarlamıştım. Siparişi verdikten sonra da etrafta dolanalım dedik. Tabii gittim herşeyi elledim durdum :D. Ben böyleyim ya bu tür bi mağazaya girdim mi herşeyi ellemeden çıkarsam içimde kalıyor. Fotoğraf makineleri, onların o güzelim mercekleri, her boyutta laptoplar ve cıvıl cıvıl çantaları ve tabii cd'ler! Herşeye baka baka geçtikten sonra en arka tarafta cd'ler var, film/müzik/oyun/pc programları vs. Benim en çok ilgilendiğim kısım da müzik oldu*-*. Her gittiğimde olduğu gibi atladım klasik müzik bölümüne tek tek bakıyorum. (Bütün mağzayı taradım ama Maksim Mrvica'dan hiç birşey bulamadım t.t) Ve sonraaa rafların arasında ortada bir sepet gördüm. İçine yığmışlar cd'leri. Önce farketmemiştim ne olduklarını, sonra bir anda baktım ki klasikler *-*. Promosyonlu fiyat: 1,99 TL. Bunu gördükten sonra ne yapmış olmamı beklersiniz? Tabii ki saldırdım anında :D. Sonuç olarak 6 tane cd aldım. Anlaşılan kendimi tutmayı başardım :D. Ama az daha benim (zaten kimse vermiyor, bir babamın verdiği) bayram harçlığından gidiyordu. Aslında seve seve de öderdim ama babanın ödemesi bir başka oluyor ya :D. En son yine dayanamadı o aldı sağolsun ^^. Aldıklarım da (zaten böyle promosyonları bilindik şeylere koyarlar):
-Tchaikovsky - Swan Lake-Tchaikovsy - Nutcracker Suite, Op.71a
-Brahms - Hungarian Dance
-Mozart - Eine Kleine Nachtmusik
-Beethoven - Piano Concerto No.5
-Chopin - Polonaise No.3
Chopin *-* Bunları görmeden önce niyetim "Best of Chopin" gibi birşey almaktı. Ama bunları görünce iş değişti :D. Eğer ki bir gün piyanoda Chopin'in bi parçasını çalabilirsem (*-* ki bu sadece bir hayal gibi görünüyor...) bu iş tamam demektir.
Ama tabi benim bu maymun iştahımla zor. Seneye bir de yan flüt kursuna gitmek istiyorum. Piyanoyla aynı zamanda idare edebilirsem tabi *-*. İnşallah beceririm. Çünkü yan flüt cidden kafama takılmış durumda...
Dün akrabalar bizde toplandı. Halamın oğlu gitar çalıyor, okul grubunda falan, baya da iyi çalıyor. Diğer kuzenler, halamlar vs. oturdular benim odaya. Ben piyanoda My Immortal çalıyorum, kuzen de gitarla bana eşlik ediyor. Tabi halamlar başladılar söylenmeye, bildiğimiz birşey çalın diye... Ama mağlum bende repertuar kısıtlı, kursa devam edemiyorum ki. Önceden öğrendiklerim de klasik parçalar hep. Bir ara onların gönlünü hoş etmek için de birşeyler öğrenmem gerekecek. Neyse sonra halamlar gitti, sadece kuzenlere çaldık. Daha iyiydi :D.
Hazır fotoğrafları hafıza kartına atıp çıkarttırmışken buraya da birşeyler eklemeye üşenmeyeyim artık :).
(bunlardan çoğunu bastırmadım :D daha sonra duvara asmak için bastırmayı düşünüyorum bazılarını... Ve tabii ki photoshop'ta üzerlerinde oynamasam olmazdı, bazılarını batırdım ama ^^')
Osmaniye - Zorkun
Osmaniye - Karaçay
Bunları da çekeli 1 seneden fazla olmuştu. Ama hiç dokunmamıştım.
Lale aşkı *-*
Piyanom~ ♥
Nedense pembeleştiresim geldi o.ô
~Şu imzaları koyacak yer bulmakta bazen çok zorlanıyorum. Koymasamıydım acaba? o.ô
6 Eylül 2010 Pazartesi
Hata kodu: 002
Bloga ileti göndermeyen şahıs ders çalışıyordu! --> Hata Kodu: 002'in tanımı :D
Okulların açılmasına 2 hafta kaldı ama ben şimdiden resmi olarak bir son sınıf öğrencisi sayılırım. İşte kanıt: Ders çalışıyorum! :D
Gerçi geçtiğimiz iki hafta baya bi çileli ve stresliydi. Dershanede sınıflar seviyeye göre ya, bizim sınfta da sınıf düşme ihtimali olanlar olabilir dediler. Tabii hiç kimse böyle bir olayın başına gelmesini istemez di mi? Ve sonuç: Aşırı strese bağlı olarak sıkıntı ve ders çalışmakta zorlanma! Bu baskı bende hiçbir zaman hırs uyandırmamıştır. Kimde nasıl ve ne şekilde işe yarıyor bilmiyorum ama hocalar çoğunlukla bu yöntemi uyulamaya çalışıyor ve bende ters tepiyor! Aşırı stres olduğumda karşımdaki sorunun kötü sonuçlarından başka birşeye odaklanamıyorum ve olumlu bir şekilde icraata geçemiyorum. Bu huydan kurtulmak bana çok iyi gelebilir sanırım. :D Bu arada sonuç olarak sınav iyi geçti ve sınıf falan düşmedim :D ama kötü yapanlar da düşmedi zaten hocalar konuşup karar almışlar (e, bi zahmet) bir sınava bakarak düşürmeyelim diye. Boşuna stres, sıkıntı yaptırıyolar insana ya!
Neyse karşınızdaki vatandaş HataKodu: 002'yi yaşarken, başka bir felaket de içini boşaltamamasıydı, yani en azından blogcuğuma (çevremdeki herkes sızlanmalarımdan nasibini aldı tabii :D). Ve bunun sebebi de aynı zamanda Hata Kodu:001'i yaşamasıydı. Ki bu da şu anlama geliyor: Bilgisayarım bozuldu!! Neyse şimdi bebeğimin durumu iyi :D. Resmen bilgisayarım aşırı sıcaklardan nasibini aldı. Ekran kartı yanmış. Normalde bu kadar uzatılarak çözümlenen bi olay değil amaşu şekilde uzatmayı başardım:
1. İlk bozulduğunda kuzu kuzu yerinde bekledi birisi alsında götürsün bilgisayarcıya diye.
2. Gitti geldi, ekran kartını beğenmedim ve geri postaladım.
3. Kardeşimle gönderdiğim için geri postalama süreci baya ertelendi aslında...
4. Performans düşüklüğünden yakınmam Vista'mın Windows 7'yle değişimiyle son buldu ama format atılırken kurtarılmasını söylediğim resimler, müzikler ve videolar maalesef kaynadı gitti. Ancak PsCS3'üm ve yine psye ait arşivlediğim bi kaç ıvır zıvır kurtarıldı. (ki bu olayın sebebi resim-müziklerin kurtarılmasını başta söyledikten sonra ps'yle ilgili olan kısmın altını özellikle çizmem olmuş. Çok şükür dizi-film-anime'lerin yedekleri vardı...)
5. Ancak bilgisayar tamirden döndüğünde asıl gitme sebebi olan ekran kartı değişmemişti ve sadece format yiyip, bi güzel dosyalarımdan olmuştum...
6. Ve sonra tekrar bekleme süreci, tamir süreci ve en sonundaaaa... bebeğim eve döndü *.* çok mutlu oldum. :)
Aslında mutlu olmayı ve "bebeğim"i biraz abarttım sanırım. :D Pc'm yokken biraz daha ders çalışmaya odaklanabildim ve müzik çalarımla mutluydum da zaten ama yine de bilgisayarın yeri ayrı oluyor tabi. :)
Ah, bu arada tatilimin geri kalan kısmında da Antep'e, Osmaniye'ye gittik. Bi ara fotoğrafları ekleyeceğim inş. :)
Okulların açılmasına 2 hafta kaldı ama ben şimdiden resmi olarak bir son sınıf öğrencisi sayılırım. İşte kanıt: Ders çalışıyorum! :D
Gerçi geçtiğimiz iki hafta baya bi çileli ve stresliydi. Dershanede sınıflar seviyeye göre ya, bizim sınfta da sınıf düşme ihtimali olanlar olabilir dediler. Tabii hiç kimse böyle bir olayın başına gelmesini istemez di mi? Ve sonuç: Aşırı strese bağlı olarak sıkıntı ve ders çalışmakta zorlanma! Bu baskı bende hiçbir zaman hırs uyandırmamıştır. Kimde nasıl ve ne şekilde işe yarıyor bilmiyorum ama hocalar çoğunlukla bu yöntemi uyulamaya çalışıyor ve bende ters tepiyor! Aşırı stres olduğumda karşımdaki sorunun kötü sonuçlarından başka birşeye odaklanamıyorum ve olumlu bir şekilde icraata geçemiyorum. Bu huydan kurtulmak bana çok iyi gelebilir sanırım. :D Bu arada sonuç olarak sınav iyi geçti ve sınıf falan düşmedim :D ama kötü yapanlar da düşmedi zaten hocalar konuşup karar almışlar (e, bi zahmet) bir sınava bakarak düşürmeyelim diye. Boşuna stres, sıkıntı yaptırıyolar insana ya!
Neyse karşınızdaki vatandaş HataKodu: 002'yi yaşarken, başka bir felaket de içini boşaltamamasıydı, yani en azından blogcuğuma (çevremdeki herkes sızlanmalarımdan nasibini aldı tabii :D). Ve bunun sebebi de aynı zamanda Hata Kodu:001'i yaşamasıydı. Ki bu da şu anlama geliyor: Bilgisayarım bozuldu!! Neyse şimdi bebeğimin durumu iyi :D. Resmen bilgisayarım aşırı sıcaklardan nasibini aldı. Ekran kartı yanmış. Normalde bu kadar uzatılarak çözümlenen bi olay değil amaşu şekilde uzatmayı başardım:
1. İlk bozulduğunda kuzu kuzu yerinde bekledi birisi alsında götürsün bilgisayarcıya diye.
2. Gitti geldi, ekran kartını beğenmedim ve geri postaladım.
3. Kardeşimle gönderdiğim için geri postalama süreci baya ertelendi aslında...
4. Performans düşüklüğünden yakınmam Vista'mın Windows 7'yle değişimiyle son buldu ama format atılırken kurtarılmasını söylediğim resimler, müzikler ve videolar maalesef kaynadı gitti. Ancak PsCS3'üm ve yine psye ait arşivlediğim bi kaç ıvır zıvır kurtarıldı. (ki bu olayın sebebi resim-müziklerin kurtarılmasını başta söyledikten sonra ps'yle ilgili olan kısmın altını özellikle çizmem olmuş. Çok şükür dizi-film-anime'lerin yedekleri vardı...)
5. Ancak bilgisayar tamirden döndüğünde asıl gitme sebebi olan ekran kartı değişmemişti ve sadece format yiyip, bi güzel dosyalarımdan olmuştum...
6. Ve sonra tekrar bekleme süreci, tamir süreci ve en sonundaaaa... bebeğim eve döndü *.* çok mutlu oldum. :)
Aslında mutlu olmayı ve "bebeğim"i biraz abarttım sanırım. :D Pc'm yokken biraz daha ders çalışmaya odaklanabildim ve müzik çalarımla mutluydum da zaten ama yine de bilgisayarın yeri ayrı oluyor tabi. :)
Ah, bu arada tatilimin geri kalan kısmında da Antep'e, Osmaniye'ye gittik. Bi ara fotoğrafları ekleyeceğim inş. :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










