McFly etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
McFly etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2011 Salı

PShop.


Yeni yaptığım çalışmayı, birilerine göstermek isteyen çocuksu hevesim hala üzerimdeyken koyuyorum.
2 versiyon yaptım. Daha doğrusu önce birini yaptım, sonra aklıma biraz değişik bir şeyler yapmak esti, böylece 2. versiyon çıktı. Ve yine baş kahraman Tom Fletcher!
gif bana ait değil.

Bir ara 'McFly'ı sevme nedenlerim' gibi bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bir kaç gündür dolanıyor aklımda bu fikir. Tabi uygulamaya koyarsam yazı değil, küçük bir yazı serisi olacak. Malum McFly hakkında çenem bir düştü mü... e bir de fotoğraflar/videolar eklendi mi üstüne... Hayır yani McFly'dan başka müzik dinlemiyor, beğenmiyor değilim ama çok ayrı bir yeri var bu grubun bende. Evet, evet, anlatacağım bir gün. Ama ileride bir gün. 
Şimdilik yukarıdaki sözleri aldığım şarkıyı ekleyeyim. Bu 2010'da söyledikleri akustik versiyon. Şarkı ilk albümlerinden. (hatta albüme adını veren şarkı) 2004 yılından. Orjinal albüm versiyonuyla, akustik versiyon arasında dağlar kadar fark var :D. 6 senede vokal olarak nasıl geliştikleri, nasıl büyüdükleri çok belli oluyor. :)
Ve ben bu akustik versiyonu çok seviyorum~

Dershane başladı. Daha doğrusu yarın başlıyor, bugün sınav vardı. Berbat geçti. En azından fen kısmı. Mat ve Geo'yu seviyorum. Kurtarıyorlar beni. Yani... çoğu zaman diyelim.

Bunu da bir kaç gün önce yapmıştım. Hazır photoshop başlığı açmışken...

16 Eylül 2011 Cuma

asosyalim ben.

Asosyalim işte. Asosyalim. Asosyalim. Asosyalim. Bütün günümü bilgisayar başında geçirebilirim. Bütün gün bir kitap okuyabilirim ve kitap bittikten sonra bir yarım günde kitabın içinde yaşayabilirim. Yeni insanlarla kolay tanışamam. Cep telefonuma 1 hafta mesaj gelmediği olmuştur. Gerçekten arkadaşım diyebileceğim insanların sayısı çok değildir. Akşamları "yarın dışarı çıkacağım" ya da "şu arkadaşımla buluşacağım"desem de ertesi günü dizi izleyerek geçirebilirim. Bir zamanlar yine asosyal kimliğimi korumakla beraber, ders çalışırdım. O zamanları özlüyorum. Hatta o zamanlar çok daha asosyaldim çünkü derste öğretmenimden başkasını dinlemezdim. Evet, bana inek derlerdi, ne olmuş? Sınıfta bir kaç kişi (hakkımda ne düşündüklerini bilmiyorum ama) benden nefret ettiklerini söylerdi (tamam, bu çok eski, ilkokuldaydım o zaman. insanların nefret ettiği biri değilimdir normalde, cidden).
Bu ani patlama/dürtü nerden geldi bilmiyorum ama geldi işte, ben de yazıyorum.
Bu "mutluyum, yazmak istiyorum" anlarımdan biri değil malesef. Sinirliyim, ağlamak istiyorum ve gerçekten biraz nefes almaya ihtiyacım var sanırım.
Geçen sene bu zamanlardaki planlarıma göre şuanda çok mutlu olmalıydım. Neden mi? Çünkü çalışmış, yapabileceğinin en iyisi olmasa da uğraşmış biri olarak kendimi iyi hissetmeli, üniversiteli olmalı, bütün yazı arkadaşlarıyla geçirmiş olmalıydım. Bütün yaz kurslara gidecektim. Kendime boş vakit bırakmayacaktım, geçen senenin bütün stresini atacaktım.
Sanırım şu "bu olayı takmama" evrelerimi atlattım ve şimdi gerçekten hissetmem gerekenler kısmına geçiyorum. Bu aşamada en yakın arkadaşımın bana destek vermesini dilerdim ama maalesef kendisine ulaşılamıyor. İhtiyacım olduğunda arkadaşımı yanımda bulamamaktan nefret ediyorum. (bunu şimdiye kadar ona söylemedim niyeyse, belki bi dahaki sefere söylerim.) İşte bu yüzden hep bir kız kardeşim olsun istemişimdir. Ya da anlayışlı bir abi falan. Ama elimde iki şımarık erkek kardeş var. Bazen bu tür durumlarda yardımları dokunsa bile maalesef bunlar çok kısıtlı zamanlar. Geriye kalan vakitlerdeyse beni kötü hissettirmeye programlılar. Genetik kodları böyle, onların değişmesini ummaktan uzun zaman önce vazgeçtim.
Konudan konuya atlayarak kendimi kötü hissetmek için daha çok sebep buluyorum. Ve çok şaşırtıcıdır ki (!) bu konuda pek zorlanmıyorum. Sanırım yine duygusal bir krizdeyim ya da öyle bir şey işte.
Yarın dışarı çıkacağım. Cidden, bu sefer çıkacağım. Çok uzaklaşmasam da en azından yakınlarda takılırım. Sahile yakın bir yerde oturmamız iyi bir şey. Ve geri döndüğümde ilk iş olarak bilgisayarı ya da televizyonu açmayacağım. Belki kitap okurum. Daha iyisi ders çalışırım. Ve akşam olduğunda bunları yapıp yapmadığımı tekrar buraya yazacağım. (yarın aslında bugün. yani saat şuanda 2:45 de, o yüzden...)

Kendime aynı isimli iki farklı şarkı armağan etmek istiyorum. Smile! Biri McFLY ve diğeri de Avril'den.
Just remember the smile! Smile! Smile!


Mutlu olun!
2 saat gifin yüklenmesini beklemek mutlu olmama yardımcı olmasa da gifteki insanlar oluyor... o.o internetim hala yavaş da.
(ve yine gif bana ait değil. ruh halime yönelik gif hazırlamak için fazla üşengecim. ama belki bir gün onu da yaparım, kim bilir!)

mp3ümü açınca aralarına bi tane daha şarkı ekledim. M Signal - So Give Me a Smile // evet, bu heartstrings'ten ve o diziyle ilgili en sevdiğim şey müzikleriydi. Diziyi pek sevmedim. Sadece müzikleri tanıtmak için yapılmış uzun bir klip gibiydi.

9 Ağustos 2011 Salı

oruçlu.


İftarda donut yesem yüz ifadem aynı böyle olur heralde. Kaç gündür canım çekiyor ve yakınlarda satan bi yer yok. Ya birinin beni götürmesi ya da metrobüse binmem lazım. Ama bugün-yarın dayanamayıp gidip alabilirim. Yum~ Donut fotoğrafı koymayacağım, dayanamam...

gif: lauuwmcfly

5 Haziran 2011 Pazar

A Floynter Production

Karşınızda Dougie Poynter ve Tom Fletcher. Videoyu demin buldum.


Videoyu nasıl çekmişler ya? Nasıl öyle sabit ilerliyorlar? Neye binmişler öyle? Bilen, fikri olan?

Kaç gündür canım sıkkın. Stres, çalışamama kabusu, sivilceler derken son iki gündür biraz daha rahatladım, çok şükür. Dün bir arkadaşımla mesajlaşmak iyi geldi. Aynı durumdaki insanlar birbirini teseli etmekte iyi oluyor genelde. Gerçi durumumuz tam olarak aynı değil, o çalışabiliyor ama neyse. Bni vuran lafı da şu oldu: "Bu sınava bir daha hazırlanacak olsan bile bundan daha fazla çalışmazsın ki. Senin yapın bu." Evet, haklı olduğuna inandım ve biraz da olsa rahatladım. :)
Ve bu gün bu videoyu izlemek beni bilmediğim bir nedenle mutlu etti. He bi video daha var onu da alta ekleyeyim. McFly ve David Garret Popstar to Operastar programında birlikte çalmışlar. Geçen sene McFly'dan Danny katılmıştı o programa, yarışmacı olarak. Opera performansı beni cidden şaşırtmıştı. Adamda iyi ses var ya :). David Garret'ı da daha önce youtube'da görmüştüm ve hayran kalmıştım. Dünyanın en hızlı keman çalma rekorunu kırdı. Dehşet bir yetenek, kemanı cidden konuşturuyor. Bu insanların beraber performansını görmek cidden mutlu etti beni :D. Twitter'dan takip ettiğim için McFly'ın programa çıkacağını biliyordum ama David Garret süpriz oldu, harika bir süpriz. Program bi kaç saat önceydi, bu kadar çabuk youtube'a düşmesini ne kadar seviyorum anlatamam. :))


3 Nisan 2011 Pazar

KemKüm.

Blog yazmak istiyorum ama ne yazmak istediğimden emin değilim. O yüzden konudan konuya atlayabilirim...

YGS geçti... İyi değildi ama bir 'oh' çektim en azından. Ygs'ye çalışmak çok kasıyordu beni. Tamam zaten o kadar çok da çalışmıyordum ama yine de daraltıyordu. Ve şimdi aklıma geldi, bugün kitapçıklar yayınlanacaktı. Şu anda bir yandan da oraya bakıyorum(sayfa açılmıyor, sonra denerim.). Şu YGSde şifre iddasıydı, hatalı sorulardı falan... YGS geçse de kafa şişirmeye devam ediyor. =_=
Neyse ben LYSye bakmak istiyorum artık. Açıkçası lise boyunca yazılılarına önceki gece çalışıp girdiğim konuları pek ürkütücü bulmuyorum. :D İnşallah bundan sonra (kısa bir süre de olsa) istediğim gibi çalışabilirim. Sadece biyolojiyi nasıl halledeceğimi bilmiyorum. ^_^"

McFly, McFly, McFly~ Bazen cidden çok takıyorum bu gruba. Hele son zamanlarda iyice coştum zaten, sürekli McFly dinlemek istiyorum. Ama hep aynı şeyleri de değil. Mesela bazı şarkıları farklı yerlerde canlı söylerken, akustik versiyonlarını yaparken falan değiştiriyorlar. Gidip onları izliyorum. Nasıl psikopatça bir zevk aldığımı anlatamam :D. Bir müzik grubuna bu kadar sevgi ve sempati beslemek normal mi bilmiyorum ama çoğu zaman hoşuma gidiyor. :D Neyse zamanla geçer zaten.
1 Nisan akşamı süperdi. Londra'da Wembley stadında McFly'ın konseri vardı. Tabi ki oraya gitmedim, nerdeee... Ama konseri sitelerinden ve (kardeşime indirttiğim) iphone eklentisinden canlı yayınlıyorlardı. Sitelerine üye değilim, çünkü ücretli. Ve iphone eklentisi olayını öğrendiğim zaman, ilk defa iphonum olmasını istedim :D. Şanslıyım ki kardeşlerim iphone neslinden :D. Tabi böyle bir zımbırtının sorunsuz çalışmasını beklemek fazla iyimserlik gerektirir. Başlarda yayın problemliydi. Ses var görüntü yok, hatta bazen hiçbir şey yok. Ama düzeldi neyse ki. Bi ara baya sinir olup 'paramı geri istiyorum' diye sızlanmayı düşünmüş olsam da (eklenti ücretliydi tabi ki), konserin izleyebildiğim kısmı yetti mızmızlanmayı kesmeme. :D.
Sahnede yaydıkları enerji ekrandan bile hissediliyor. Konser verirken gerçekten eğleniyorlar, birbirleriyle şakalaşıyorlar, süprizlar yapıyorlar vs. Ve cidden hayranlarını önemsiyorlar. Grubu kurmadan önce tanışmamalarına rağmen harika bir takım ruhları var. Tabi grubun kuruluşunun üstünden de 7,5-8  yıl geçmiş şimdi :D.
Bu videoyu izlemekten bıkmıyorum!! Ama cidden sadece bana mı öyle geliyor yoksa grubu bilmeyen biri de onları sempatik bulur mu?
[*1:28'de Dougie :D. -See you after the break. Don't touch ANYTHING! xD
*3:00 Dougie. -We're not funny.]

Bunun yanında müzikal olarak da hepsinin kendi çapında harika olması ve bunu grup olarak da yansıtabilmeleri benim asıl hayranları olma sebebim :):).
(Danny... Her ne kadar yeteneğine hayran olsamda, tavırları... pek alışılamayan biri işte. Yapıyor böyle şeyler.  xD)
 


Yazan: tipik mcflyer... :D

4 Şubat 2011 Cuma

Çalış-

Tabiri caizse yumurta kapıya dayandığında çalışmak, bana lise hayatının kattığı birşey. Eskiden de ertelerdim çoğu şeyi ama bu kadar değil yani, bilmediğim bir konuyu sınavdan önceki gece öğrenmek yeni bir özellik... Zaten şu YGS denen baş belası şeye sınavdan önceki geceler çalıştığım gibi 1 ay çalışsam bütün konuları rahat rahat bitirirdim heralde. Ama işte bunu yapabilmem için bu sınavın da iyice yaklaşması gerekiyor ve yaklaştı da. Silkelenip kendime gelme vakti... Ve bu geceden itibaren başlıyorum. Kahvemi içtim, müziğimi açtım, test kitabımı aldım ve sabahlamaya niyetliyim. Verimli geçer inş...
Telefondan yazdığım için link veremeyeceğim ama (bilgisayarı açsam bi daha kapatacağımdan şüpheliyim de...) dinlemenizi tavsiye ederim -youtube'da aratmanız yeterli:
McFly - Nowhere left to run (özellikle bu dinlemeye başladığımdan beri sürekli dilime dolanıyor.)
McFly - That's the truth
Yeni şarkılara da ısınmaya başladım sanki... :)

22 Ocak 2011 Cumartesi

...

edit: yine çok mu yazdım ne? ^^"

Yine hastayım. Aslında şuanda dershanedeki neredeyse herkesin olduğu gibi benim de yurtta olmam gerekiyordu. Deliler gibi ders çalıştıracaklarını söylemişlerdi. Ama ben evde yatıyorum kaç gündür. Bırak yurdu, bugün dershaneye bile gitmedim. Öyle işte... Ama bu sefer fena hastalanmışım galiba, kendime gelemiyorum.

Özlemişim blogumu :). Pek bir özelliği olmasa da benim blogum olması yetiyor sanırım özlemem için. :P.
Bilgisayarımı da özlemişim. Evimi de... Yurtta kaldıkça daha çok alışırım zannediyordum. Hatta başlarda bu kadar özlemiyordum. Belki de hiç özlemiyordum, haftasonları yetiyordu bana. Bilmiyorum, belki de hasta psikolojisidir. Son zamanlarda iyileşmiş olarak pek kalamadım.

Vee işte hayatımın kaçınılmaz yazı konusu... Çalışmak. Ah, pardon, çalışmamak!
Benim gibi yüksek bir yeri hedefleyen, elinin altında istediğine ulaşabilmesi için bütün imkanları olan, aklı başında hiçbir insanoğlu sınava bu kadar az kaldığını bile bile nasıl çalışmamazlık eder? Ama doğru ya, benim aklım başımda mı ki?! Allah bilir kaç karış havada süzülüyor yine.
Niye bu kadar tembelim? Bazen lise hayatı mı bozdu beni diye düşünüyorum. 4 yıl boyunca her sınava bir önceki gece çalışmak, hatta konuları bir önceki geceden öğrenmek ve sınavdan sonra hiçbir şekilde tekrar etmeyip unutmak bünyeyi etkiliyor sanırım. En kötüsü de artık çalıştığım konuları sürekli unutmam. Böyle devam ederse biyolojik olarak bir problemim olduğuna inanmaya başlayabilirim.
Gerçi yine benim suçum, konuyu çalıştıktan sonra biraz test çözüp pekiştiriyorum ama sonra sınavda karşıma çıkana kadar bir daha dönüp bakmıyorum. (Ders alın gençler :))
Gençler demişken, artık çok büyüdüm ya ben (!), geçen Pazartesi doğum günümdü. Artık 18'im. :)
(Bu arada kardeşimin attığı doğum günü mesajı çok duygusal ve içtendi (!). Mesaj da şu: "dgko." :D)
Bitanecik You-chan'imden aldım o gece ilk doğum günü mesajımı. :). Seni seviyorum kuzummm :).
Sanal alemden bir diğer hatırlayanım da Elif :). Tekrar sağol tatlım :).
Facebook hesabım olmayınca doğum günü kutlamalarını cevaplamak ne kadar zahmetsiz oldu anlatamam :D. Anlamsız kişiler, hiçbir anlam yüklemeden doğum günümü kutlamaktan kurtuldu, ben de onlara kuru kuru teşekkür etmekten kurtuldum tabi. Böyle olunca tabi hatırlamasını istediğim kişilerden de hatırlamayanlar oldu ama hatırlayanların dürtmeleriyle kutlamaları bile yeterli benim için. :D. Şimdi merak ettim de neden o kadar alakasız kişiyi eklemişim acaba face'e. Neyse, bilemedim şimdi...

Bi'dk ya... Ben ders çalışmaktan bahsetmiyor muydum? Öhm...
Son zamanlarda vicdanım bu kadar rahat olmama nasıl katlanıyor bilemiyorum ama dershane hocam katlanamıyor, orası kesin. Zaten birkaç kaftadır onunla doğru dürüst görüşmedim bile. Ve bu birkaç haftadır , yazılılar hariç, çalışmadım bile. "Napıcam ben?!" diye çığlık atıyorum sessizce, sonra ağlıyorum zırlıyorum falan işte. İyice bozdum kafayı da, doğru düzgün çalışamıyor zavallıcık...

Bir oraya bir buraya atlıyorum ama yazmazsam içimde kalır. Doğum günümle ilgili bir şey daha... Bazı arkadaşlarımın sandığım kadar yakın olmadığını öğrendim, eskiden yakındı ama artık öyleymiş gibi gelmiyor. Üzücü... ama yapacak bir şey yok sanırım. (tavsiyesi olan?)
not: konu doğum günümü hatırlayıp hatırlamaması değil, hatırladı da zaten o kadar da uzaklaşmadı...

Neyse...
Yine yeni-McFly'a bakıyordum...



Vay be... Artık eskileri ve yenileri iki farklı grup dinliyormuş gibi dinleyeceğim sanırım. Bu şarkılardan pek de nefret etmedim, dinlerim yine. Ama ne bileyim JonasBrothers dinliyormuş gibi hissettim şarkıyı ilk duyduğumda. Ve videoları karıştırırken bir kere Jonaslarla aynı sahneye çıktıklarını öğrendim, biraz tuhaf geldi :D. Ama sadece fan videoları vardı ve çığlıksız ya da kameranın kaymadığı video yoktu xD.

26 Aralık 2010 Pazar

Sıkıntı...

Yurt hayatı, iyi, hoş,hatta şu ara bol ders çalışmalı. (aslında şuanda hazırlanıp, yurt yolunu tutmam ve çalışmaya devam etmem gerekiyor ama...)
Canım sıkkınlığı azalıyor sanki, eskisi gibi değil ama yine arada çok kötü hissettiğim de oluyor. Ne için çalıştığından emin olamamak, hayalimi bilsem bile gerekli çabayı göstermediğimin bilincinde olmak hep kendimle çelişkiye sürüklüyor beni. kendime daha fazla stres alanı oluşturuyorum. Sonuç: "yaa bırak sınavı git piyano çal *-*" isimli tatlı rüya peşimden kovalıyor...
Birileri sürekli bizim motivasyonumuzu arttırma çabasında, üzerimde çok fazla insanın emeğini hissediyorum. Ve beklentilerini karşılayamama, onları hayal kırıklığına uğratma korkusu ciddi bir ağlama isteği doğuruyor. Neden bende ters tepiyor bu tür şeyler hiç anlamam. İnsanlar hırs yapıyor, çalışıyor, bir şeylerden motive oluyor. Ama ben etütte test başına oturup sonra boş boş önümdeki kitaba baktığımı farkediyorum. Niye ders çalışamadığımı bir anlasam. OKSye hazırlanırken daha kolay geliyordu. Elimin altında o kadar çok imkan varken hepsini ziyan ediyormuşum gibi hissediyorum.
Bu aralar bir de birilerine bağırma, çağırma, kavga etme isteği geliyor içimden. Yurtta kalmaya başladığımdan beri sevgi kelebekliği yapıyorum :D. Orda kime kızılır ki? Anlaşamadığım hiç kimse yok, hele bir kaç tanesi tam kafa arkadaşlar. Gülüyoruz, şımarıyoruz, eğleniyoruz.. İçimde niye bir kavga isteği uyanıyor hiç bilmiyorum. (gerçi bazen bi kaç kişiyi iyice bir azarlamak istemiyor değilim ama, kendimi sakinleştirmek konusunda baya bir geliştim :))

Can sıkıntısı işte. tekrar McFly'a sardım ben de :D. Dönüp dolaşıp aynı şeyler oluyor sanki :D.
1 hafta 100 mblık internet paketini de her canım sıkıldığında youtube'dan McFly konser videolarını izleyerek bitirdim :D. Var mı böyle bir şey ya :D.
(dar kot gitmelerinden nefret ediyorum :| ama yine de müzikleri ve sahne şovlarını seviyorum işte :D)

Not: İlk 1,5 dksını falan atlayabilirsiniz, sahne arkasını gösteriyor biraz...



Evet, hala eski şarkılarına takılıyorum, yenileri pek sarmadı...

27 Kasım 2010 Cumartesi

"Açlık Oyunları"

İlk defa okuduğum bir kitabı yazıyorum buraya galiba. Ama bundan bahsetmesem çatlardım heralde. Tabii bütün "new york times bestseller" romanlar gibi bir kaç kitabı olan bir seri. Bir arkadaşım kitap seçimlerimde hep "tabii gördün orda new york times bestseller'ı al hemen" der. :D Gerçi bu tür kitaplar çok iz bırakmıyor insanda, okursun kitap seni sürükler, heyecanlanırsın falan ama sonra pek de geri dönüp bakmazsın. Şahsen alacakaranlık serisinde bana öyle oldu.
Neyse ya ne diyordum? Heh, Açlık Oyunları. Üç kitaplı bir seri. Açlık Oyunları, Ateşi Yakalamak ve Alaycı Kuş. 3. kitabı çıkar çıkmaz almama rağmen okumak için süper bir zaman seçtim. Geçen hafta. Ve hala kendimi ayakta alkışlıyorum, 3 günümü kitabın içinde geçirmişim gibi hissettim ve doğru düzgün ders çalıştım denemez dolayısıyla. Allah'tan yazılı haftası değildi. Ama zaten kendimi biliyorum, yazılı haftası okuyacak kadar da çılgın değilim. :D Bu kitabı da unutur gider miyim bilmiyorum ama şimdilik etkisindeyim :D. Konusunu yazmak konusunda iyi değilimdir, direk arkasıdan geçireceğim.


-Etrafınızda başka herkes sabahı göremeyeceğinizden eminken vahşi bir ortamda kendi başınıza hayatta kalabilir misiniz?

Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır, Capitol'ün etrafında on iki bölge bulunmaktadır. Capitol şiddetli ve acımasızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır. Onların her biri her yıl yapılan Açlık oyunlarına katılmak zorundadır. Yarışma için her bir bölge yaşları on iki ve on sekiz arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık oyunları TV'den canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.
On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır. Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kız kardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verilecektir. Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur. Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır.

Kazanmak ün ve talih anlamına gelir.
Kaybetmek kesin ölüm anlamındadır.
Açlık Oyunları başlasın...

Bunu da biraz önce buldum, daha iyi anlatmış :D.
New Tork Times Bestseller,Açlık Oyunları bir üçleme.Serinin ilk kitabı olan Açlık Oyunları,sizi başka bir dünyaya götürüyor.Yazarın ütopyasına.Aslında kitabı okurken sizde fark edeceksiniz ki her ne kadar ütopik bir kitap gözükse de günümüz şartlarından çok da farksız değil. Yazar himayeciliği ve günümüz reality showlarını güzel bir üslupla roman haline getirmiş.

Capitol, on iki bölgeyi yöneten acımasız şehirdir. Capitol halkının en büyük eğlencesi her sene oynan, Açlık Oyunlarıdır. Her sene yaşları on iki ile on sekiz arasında değişen bir kız ve bir erkek olmak üzere her bölgeden  -zorunlu katılımla- yarışmacılar toplanır. Bu işlem ise kura ile olur.Ve kaderin kime göz kırpacağı hiç bir zaman belli olmaz.
 Katniss Everdeen annesi ve canından çok sevdiği kardeşiyle beraber yaşamaktadır.Hayat onun için zaten çok zordur ama hiçbir şey kardeşinin ismini kura sırasında duyduğu kadar zorlayamaz.Ve Katniss o zaman kararını verdi gönüllü olacaktı.Kardeşi için buna değerdi.Belirsizliğe doğru bir adım attı...

3. kitabı bitirdiğimden beri deli gibi kitabı okumuş birilerini arıyorum. Etrafımda daha 3. kitabı okumamış bir sürü insan var ve onlara kitapta neler olup bittiğini anlatmamak için çok zor tutuyorum kendimi. 3. kitabın özellikle sonları öyle şok etti ki beni yarısını falan bir günde okudum sanırım. Ve hala konuşacak birini bulamadım! Yurtta zaten elimde kitabı gören konuşunu soruyor. En az 5-6 kere falan anlatmışımdır birilerine heralde ama detay verememek öldürüyor beni. En son odadan bir arkadaşa sordum sen okumayı düşünüyor musun diye, hayır cevabını alınca başladım konusuyla birlikte son kitabı anlatmaya. :D biraz rahatlattı. Ama yine de okuyan birine ihtiyacım var. Bu yanlızlık sendromunu hep yaşıyorum ya :D. McFly da böyle. Gerçi son zamanlarda okuldan bir kaç kıza McFly dinlettim, sevdiler *-*. Byle şeylere mutlu olunca garip hissediyorum ama mutlu oluyorum işte ya :D. Hee bu arada tekrar McFly'a döndüm. Güncel hallerinin pek hayranı olmasam da müziklerini hala seviyorum (Günlük hayatlarına ait videoları sakın izlemeyin derim. 4 erkekten oluşan bir grup. E haliyle iğrençleşebiliyorlar. Ben de en son sadece müzik videolarını izlemeye karar verdim. Gerçi son müzik videolarına da sansür gerekiyor ama...). O sevmediğim son şarkılarının da canlı çalıp söylerkenki videosunu izleyip bir de akustik halini dinledikten sonra alıştım yine :D. Neyse McFly başka güne...

18 Temmuz 2010 Pazar

Böhü...

Ve azmettim, buldum. Belamı buldum! (tepkileri bir mantığa bağlamak isteyenler bir önceki postu okuyabilirler...) Korktuğum başıma geldi. Evet eminim artık daha çok sesleri çıkıyor ve daha çok tanınacaklar ama benim istediğim grup olarak değil! Pff... Hayır ya bunu niye yapıyorlar! Niye grubun tarzını alıp en sevdiğim şeklinden, en dinlemediğime dönüştürüyorlar ki? Acaba sorun benim zevkim mi merak ediyorum. Etrafta bu tür duyup duyup en son aklınızda 2 kelimenin ve bir melodinin kaldığı şarkılardan... Umarım sadece bu single böyledir ve bütün albümün içinde en azından bir tane dinleyebileceğim şarkı çıkar. T.T
Resmen hayallerim yıkıldı ya. Yok, artık dolanamayacağım etrafta "McFly McFly" diye çığırarak. Eski şarkılarıyla idare edeceğim bu gidişle. Ya da bundan sonra Simple Plan'e daha çok takılacağım. Aslında kalite olarak Simple Plan daha iyi sanırım. Ama bu McFly oğlanlarının bir sempatikliği vardı ya. Bekliyordum ben bunlardan yeni gelişme, ilerleme falan. İşte karşımızda gelişme... Bunlar da bozdular. Yok arkadaş ben bundan sonra yeni grupları takip etmem. Adam akıllı, görmüş geçirmiş, aynı çizgide kalmışları takip edeceğim. T.T
Artık son ümidim Aralık'taki albümde belki hoşuma gidebilecek bir şarkı bulmak~

Yeni single: Burada...

Eğer siz de bu tarzı beğenmiyor ve benimle aynı duyguları paylaşıyorsanız, yandaki widget'tan P.O.V'u dinleyebilirsiniz~ Bunun üstüne iyi gider...

Yeni MCFLY! Yine McFly :)...

Yeni logoları nasıl? Ben çok beğendim. Sade ve şık. Cool... :)
Ne olur sanki biraz da Türkiye'de sesleri duyulsa. "Ses gelmiyorrr! Güm-güm-güm!". Şöyle gidip D&R'a albümlerini alabilsem. Sırf posterleri var diye abuk sabuk dergileri alsam. Konserleri olsa da gidebilmek için kendimi yırtıp babamla kavga etsem. Ne bileyim işte birazcık "fangirl" takılabilsem. *Yine yanlızkalmışhayran sendromu*...

Yeni albüm çıkartıyorlar *.*. Sonunda! Bekle, bekle meraktan çatlıyorduk. Elimdeki şarkıları dinleye, ezberleye suyunu çıkarttım. Eylül'de sanırım bir single'ları çıkıyor. Party Girl. Albüm de Aralık'taymış. Albümün adını henüş açıklamamışlar ama bir isim belirlemişler. Herkesin sevip benimsediğinden emin olunca açıklayacaklarmış. Ama bu haberleri okuduğum yerin altındaki yorumlar pek iç açıcı görünmedi bana. En azından bir kısmı. Biri eski McFly'ı istiyorum diye bağırmış, biri hiç sevmedim falan yazmış. Gerçi çok yorum yoktu zaten yazının altında. He, bu yorumlar nerden çıktı diyorsanız, bir radyo programında yayınlamışlar single'daki şarkıyı. Ama ben daha dinleyemedim maalesef... Kafayı yiyeceğim ya. Bulamıyorum. o.ô


Ayrıca eğer okuduklarımı düzgün anladıysam, bomba gibi bir de fan sitesi yapım aşamasında şuanda. Habere göre single'la aynı zamanda açılacak site de.







O kadar umutlandım yeni albüm diye. İnşallah beğenirim, severim. Umarım o yorumlar abartıdır ve "çooook" büyük bir değişim yoktur. o.o

20 Haziran 2010 Pazar

bip.

Bir arkadaşım bu "bip." i olur olmadık her yere yazmayı ve söylemeyi çok sever. :D. Hatta şöyle ki derste birinden defterini alır (millet, bir yeri kaçırdı, yazamadı, onu geçiriyor zanneder.) defterin ortasına bir yere "bip." yazar geri verir. x) İnsan da bunu görünce ister istemez bir güler yani :D.
Neyse işte aklıma başlık gelmedi bunu yazdım. :P

Sonunda düzgün listeli bir müzik çalar ekledim. Önceden bunlardan eklemek istemediğimi söylemiştim ama diğerinin tek tek kod girmesi ve hataları beni bunalttı. Hem bu daha şeker duruyor. :3
Sevdiğim şarkıları seçmek tam bir dert. Seçemiyorum ki! Buraya eklemediği ve çok sevdiğim daha tonlarca şarkı var ama onları da zamanla bunu yenileyip ekleyeceğim galiba. Şimdilik bu şarkılar idare eder. Özellikle McFly'ları dinleyin! Etrafta McFly hayranı olsun istiyorum ya. o.O" (Yanlızlık çeken hayran depresyonu asdfasdf xD )

30 Ağustos 2009 Pazar

McFly!!-2 xD

Hazır McFly'dan bahsetmişken bir iki video daha ekleyeyim. (=

Aslında bu grup hakkında bildiğim 2 temel şey;

1~Şarkıları harika *-* (tabii grup üyeleri de xD)
Radio:Active Live At Wembley DVD - Lies Live


bu biraz duygusal (=
The Heart Never Lies


bu da biraz eski ama çok güzel (= izlemenizi şiddetle tavsiye ederim *-*

Mcfly - All About You - The best bloopers are here

2~Hepsi de azıcık fazla çılgın xD


bu da yine biraz eski (=
I Wanna Hold You live from Manchester


İşte bunda koparsınız xD
Transylvania

27 Ağustos 2009 Perşembe

McFly! *-*

Yay! Favori gruplarımdan biri McFly *-* tanıtımı kendim yapamayacağım alıntı yapacağım ama sıkıcı bilgiler de olsun istemiyorum. Bu yüzden McFly'ın facebookdaki kendi sayfasından çeviri yapacağım. (=

Photobucket

Üyeler:
Tom Fletcher - Baş vokal, Gitar(24)
Danny Jones - Baş vokal, Gitar(23)
Dougie Poynter - Bas, Vokal(21)
Harry Judd - Ritim(23)

Etkilendikleri:
Beatles, Green Day, The Killers, My Chemical Romance, The Who, Blink 182, Fall Out Boy, The Beachboys

(Tom'un azından tanıtım.) Bizi bilmeyenler için, biz İngiltere'den McFly adlı grubuz. 4 tane albüm çıkarttık(Room on the 3rd Floor, Wonderland, Motion in the Ocean, Radio: Active) ve albüm listelerinde direk 1 numaraya giren en genç grup olduk(rekoru daha önce the Beatles kırmıştı) ve muhteşem bir kaç sene geçirdik -ve umarım daha çok seneler geçer.
Bazılarınız bizi 20th Century Fox filmi olan Linsay Lohan ile çektiğimiz Just My Luck(Şansa Bak) filminden tanıyor olabilirsiniz. Filmde kendimizi oynamıştık, İngiliz bir grup Amerika'da yükselmeye çalışıyor. Amerika filmi, filmin tanıtımı, Amerika ve Kanada'da albüm çıkarmak için baya vakit harcadık.

Siteleri:
http://www.mcflyoffical.com

Video *-* :
Falling In Love


ve benim grfik çalışmaları :D

Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket
Photobucket
Photobucket
Photobucket
Photobucket