Tabiri caizse yumurta kapıya dayandığında çalışmak, bana lise hayatının kattığı birşey. Eskiden de ertelerdim çoğu şeyi ama bu kadar değil yani, bilmediğim bir konuyu sınavdan önceki gece öğrenmek yeni bir özellik... Zaten şu YGS denen baş belası şeye sınavdan önceki geceler çalıştığım gibi 1 ay çalışsam bütün konuları rahat rahat bitirirdim heralde. Ama işte bunu yapabilmem için bu sınavın da iyice yaklaşması gerekiyor ve yaklaştı da. Silkelenip kendime gelme vakti... Ve bu geceden itibaren başlıyorum. Kahvemi içtim, müziğimi açtım, test kitabımı aldım ve sabahlamaya niyetliyim. Verimli geçer inş...
Telefondan yazdığım için link veremeyeceğim ama (bilgisayarı açsam bi daha kapatacağımdan şüpheliyim de...) dinlemenizi tavsiye ederim -youtube'da aratmanız yeterli:
McFly - Nowhere left to run (özellikle bu dinlemeye başladığımdan beri sürekli dilime dolanıyor.)
McFly - That's the truth
Yeni şarkılara da ısınmaya başladım sanki... :)
4 Şubat 2011 Cuma
3 Şubat 2011 Perşembe
Fotoğraf çektirmek...
... bir tür kabustur aslında. Ama bugün biraz farklıydı. Yıllık fotoğrafı çektirmeye gittim bugün. Aslında okulda gruplar ayarlanmıştı ve herkese gideceği zamanlar söylenmişti ama ben okulun son haftası gitmemiştim ve beni umursayan tek bir arkadaşım olmadığından (evet biraz sinirliyim o konuda) hiçbir şeyden haberim yoktu. Taa ki dün yıllık komisyonundaki bir arkadaşım "yıllık fotoğrafını çektirmemişsin, cumaya kadar çektirmen gerekiyor." diye mesaj atana kadar. Neyse ama benim gibi çektirmeyen biri daha vardı da anlaşıp onunla beraber gittik bugün, yanlız kalmadım. (tek başıma gitsem kabusum olurdu heralde. annemle babamın da işi vardı zaten götürücek biri yoktu.)
Fotoğrafların nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Tek hatırladığım eğelenceli olduğuydu. Fotoğrafçı işini biliyordu. O kadar direktifinin arasından kendime gelemeden başka bir poz verdiriyordu. Biraz şapşal hissettim ama eğlendim :D. Fotoğrafları görmedim, fotoğrafçı okulla anlaşmalı olduğu için okula yollayacaklarmış küçük bir katalog gibi bir şey heralde. Ordan seçecekmişiz. Neyse işte bu iş de bitti böylece...
Kredi kartım var! :D. Aslında abartılacak bir şey değil ama benim abartasım var :D. Babam ek kart çıkarttırdı, eh, o kadar ısrar ettikten sonra... :D. Ve kradi kartımın şekli de çok ilginç, çok hoşuma gitti :). Sanırım bunu yanlışlıkla seçmiş, ya da banka öyle ayarlamış bilmiyorum ama çok hoşuma gitti. Bonus şeffaf...
Böyle bi' şey işte.
Ve muhteşem(!) olay, dershanenin sıkı yönetim kampından döndüğümden beri yine tembellik yapmaya başladım. Ne güzel değil mi? Hiç akıllanacak mıyım acaba, çok merak ediyorum. Salağın önde bayrakla gidenlerindenim.
Fotoğrafların nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Tek hatırladığım eğelenceli olduğuydu. Fotoğrafçı işini biliyordu. O kadar direktifinin arasından kendime gelemeden başka bir poz verdiriyordu. Biraz şapşal hissettim ama eğlendim :D. Fotoğrafları görmedim, fotoğrafçı okulla anlaşmalı olduğu için okula yollayacaklarmış küçük bir katalog gibi bir şey heralde. Ordan seçecekmişiz. Neyse işte bu iş de bitti böylece...
Kredi kartım var! :D. Aslında abartılacak bir şey değil ama benim abartasım var :D. Babam ek kart çıkarttırdı, eh, o kadar ısrar ettikten sonra... :D. Ve kradi kartımın şekli de çok ilginç, çok hoşuma gitti :). Sanırım bunu yanlışlıkla seçmiş, ya da banka öyle ayarlamış bilmiyorum ama çok hoşuma gitti. Bonus şeffaf...Böyle bi' şey işte.
Ve muhteşem(!) olay, dershanenin sıkı yönetim kampından döndüğümden beri yine tembellik yapmaya başladım. Ne güzel değil mi? Hiç akıllanacak mıyım acaba, çok merak ediyorum. Salağın önde bayrakla gidenlerindenim.
23 Ocak 2011 Pazar
..
İyileştim galiba ben ya... (4 gündür evdeyim, bi zahmet o.Ô)
Yurt programına gidiyorum. Telefon, mp3 vb. aletler yurda 'götürmek' bile yasak. İnşallah bunlardan kalan boşluğu ders çalışarak değerlendiririm. Dua edin bana :).
Yurt programına gidiyorum. Telefon, mp3 vb. aletler yurda 'götürmek' bile yasak. İnşallah bunlardan kalan boşluğu ders çalışarak değerlendiririm. Dua edin bana :).
22 Ocak 2011 Cumartesi
...
edit: yine çok mu yazdım ne? ^^"
Yine hastayım. Aslında şuanda dershanedeki neredeyse herkesin olduğu gibi benim de yurtta olmam gerekiyordu. Deliler gibi ders çalıştıracaklarını söylemişlerdi. Ama ben evde yatıyorum kaç gündür. Bırak yurdu, bugün dershaneye bile gitmedim. Öyle işte... Ama bu sefer fena hastalanmışım galiba, kendime gelemiyorum.
Özlemişim blogumu :). Pek bir özelliği olmasa da benim blogum olması yetiyor sanırım özlemem için. :P.
Bilgisayarımı da özlemişim. Evimi de... Yurtta kaldıkça daha çok alışırım zannediyordum. Hatta başlarda bu kadar özlemiyordum. Belki de hiç özlemiyordum, haftasonları yetiyordu bana. Bilmiyorum, belki de hasta psikolojisidir. Son zamanlarda iyileşmiş olarak pek kalamadım.
Vee işte hayatımın kaçınılmaz yazı konusu... Çalışmak. Ah, pardon, çalışmamak!
Benim gibi yüksek bir yeri hedefleyen, elinin altında istediğine ulaşabilmesi için bütün imkanları olan, aklı başında hiçbir insanoğlu sınava bu kadar az kaldığını bile bile nasıl çalışmamazlık eder? Ama doğru ya, benim aklım başımda mı ki?! Allah bilir kaç karış havada süzülüyor yine.
Niye bu kadar tembelim? Bazen lise hayatı mı bozdu beni diye düşünüyorum. 4 yıl boyunca her sınava bir önceki gece çalışmak, hatta konuları bir önceki geceden öğrenmek ve sınavdan sonra hiçbir şekilde tekrar etmeyip unutmak bünyeyi etkiliyor sanırım. En kötüsü de artık çalıştığım konuları sürekli unutmam. Böyle devam ederse biyolojik olarak bir problemim olduğuna inanmaya başlayabilirim.
Gerçi yine benim suçum, konuyu çalıştıktan sonra biraz test çözüp pekiştiriyorum ama sonra sınavda karşıma çıkana kadar bir daha dönüp bakmıyorum. (Ders alın gençler :))
Gençler demişken, artık çok büyüdüm ya ben (!), geçen Pazartesi doğum günümdü. Artık 18'im. :)
(Bu arada kardeşimin attığı doğum günü mesajı çok duygusal ve içtendi (!). Mesaj da şu: "dgko." :D)
Bitanecik You-chan'imden aldım o gece ilk doğum günü mesajımı. :). Seni seviyorum kuzummm :).
Sanal alemden bir diğer hatırlayanım da Elif :). Tekrar sağol tatlım :).
Facebook hesabım olmayınca doğum günü kutlamalarını cevaplamak ne kadar zahmetsiz oldu anlatamam :D. Anlamsız kişiler, hiçbir anlam yüklemeden doğum günümü kutlamaktan kurtuldu, ben de onlara kuru kuru teşekkür etmekten kurtuldum tabi. Böyle olunca tabi hatırlamasını istediğim kişilerden de hatırlamayanlar oldu ama hatırlayanların dürtmeleriyle kutlamaları bile yeterli benim için. :D. Şimdi merak ettim de neden o kadar alakasız kişiyi eklemişim acaba face'e. Neyse, bilemedim şimdi...
Bi'dk ya... Ben ders çalışmaktan bahsetmiyor muydum? Öhm...
Son zamanlarda vicdanım bu kadar rahat olmama nasıl katlanıyor bilemiyorum ama dershane hocam katlanamıyor, orası kesin. Zaten birkaç kaftadır onunla doğru dürüst görüşmedim bile. Ve bu birkaç haftadır , yazılılar hariç, çalışmadım bile. "Napıcam ben?!" diye çığlık atıyorum sessizce, sonra ağlıyorum zırlıyorum falan işte. İyice bozdum kafayı da, doğru düzgün çalışamıyor zavallıcık...
Bir oraya bir buraya atlıyorum ama yazmazsam içimde kalır. Doğum günümle ilgili bir şey daha... Bazı arkadaşlarımın sandığım kadar yakın olmadığını öğrendim, eskiden yakındı ama artık öyleymiş gibi gelmiyor. Üzücü... ama yapacak bir şey yok sanırım. (tavsiyesi olan?)
not: konu doğum günümü hatırlayıp hatırlamaması değil, hatırladı da zaten o kadar da uzaklaşmadı...
Neyse...
Yine yeni-McFly'a bakıyordum...
Yine hastayım. Aslında şuanda dershanedeki neredeyse herkesin olduğu gibi benim de yurtta olmam gerekiyordu. Deliler gibi ders çalıştıracaklarını söylemişlerdi. Ama ben evde yatıyorum kaç gündür. Bırak yurdu, bugün dershaneye bile gitmedim. Öyle işte... Ama bu sefer fena hastalanmışım galiba, kendime gelemiyorum.
Özlemişim blogumu :). Pek bir özelliği olmasa da benim blogum olması yetiyor sanırım özlemem için. :P.
Bilgisayarımı da özlemişim. Evimi de... Yurtta kaldıkça daha çok alışırım zannediyordum. Hatta başlarda bu kadar özlemiyordum. Belki de hiç özlemiyordum, haftasonları yetiyordu bana. Bilmiyorum, belki de hasta psikolojisidir. Son zamanlarda iyileşmiş olarak pek kalamadım.
Vee işte hayatımın kaçınılmaz yazı konusu... Çalışmak. Ah, pardon, çalışmamak!
Benim gibi yüksek bir yeri hedefleyen, elinin altında istediğine ulaşabilmesi için bütün imkanları olan, aklı başında hiçbir insanoğlu sınava bu kadar az kaldığını bile bile nasıl çalışmamazlık eder? Ama doğru ya, benim aklım başımda mı ki?! Allah bilir kaç karış havada süzülüyor yine.
Niye bu kadar tembelim? Bazen lise hayatı mı bozdu beni diye düşünüyorum. 4 yıl boyunca her sınava bir önceki gece çalışmak, hatta konuları bir önceki geceden öğrenmek ve sınavdan sonra hiçbir şekilde tekrar etmeyip unutmak bünyeyi etkiliyor sanırım. En kötüsü de artık çalıştığım konuları sürekli unutmam. Böyle devam ederse biyolojik olarak bir problemim olduğuna inanmaya başlayabilirim.
Gerçi yine benim suçum, konuyu çalıştıktan sonra biraz test çözüp pekiştiriyorum ama sonra sınavda karşıma çıkana kadar bir daha dönüp bakmıyorum. (Ders alın gençler :))
Gençler demişken, artık çok büyüdüm ya ben (!), geçen Pazartesi doğum günümdü. Artık 18'im. :)
(Bu arada kardeşimin attığı doğum günü mesajı çok duygusal ve içtendi (!). Mesaj da şu: "dgko." :D)
Bitanecik You-chan'imden aldım o gece ilk doğum günü mesajımı. :). Seni seviyorum kuzummm :).
Sanal alemden bir diğer hatırlayanım da Elif :). Tekrar sağol tatlım :).
Facebook hesabım olmayınca doğum günü kutlamalarını cevaplamak ne kadar zahmetsiz oldu anlatamam :D. Anlamsız kişiler, hiçbir anlam yüklemeden doğum günümü kutlamaktan kurtuldu, ben de onlara kuru kuru teşekkür etmekten kurtuldum tabi. Böyle olunca tabi hatırlamasını istediğim kişilerden de hatırlamayanlar oldu ama hatırlayanların dürtmeleriyle kutlamaları bile yeterli benim için. :D. Şimdi merak ettim de neden o kadar alakasız kişiyi eklemişim acaba face'e. Neyse, bilemedim şimdi...
Bi'dk ya... Ben ders çalışmaktan bahsetmiyor muydum? Öhm...
Son zamanlarda vicdanım bu kadar rahat olmama nasıl katlanıyor bilemiyorum ama dershane hocam katlanamıyor, orası kesin. Zaten birkaç kaftadır onunla doğru dürüst görüşmedim bile. Ve bu birkaç haftadır , yazılılar hariç, çalışmadım bile. "Napıcam ben?!" diye çığlık atıyorum sessizce, sonra ağlıyorum zırlıyorum falan işte. İyice bozdum kafayı da, doğru düzgün çalışamıyor zavallıcık...
Bir oraya bir buraya atlıyorum ama yazmazsam içimde kalır. Doğum günümle ilgili bir şey daha... Bazı arkadaşlarımın sandığım kadar yakın olmadığını öğrendim, eskiden yakındı ama artık öyleymiş gibi gelmiyor. Üzücü... ama yapacak bir şey yok sanırım. (tavsiyesi olan?)
not: konu doğum günümü hatırlayıp hatırlamaması değil, hatırladı da zaten o kadar da uzaklaşmadı...
Neyse...
Yine yeni-McFly'a bakıyordum...
Vay be... Artık eskileri ve yenileri iki farklı grup dinliyormuş gibi dinleyeceğim sanırım. Bu şarkılardan pek de nefret etmedim, dinlerim yine. Ama ne bileyim JonasBrothers dinliyormuş gibi hissettim şarkıyı ilk duyduğumda. Ve videoları karıştırırken bir kere Jonaslarla aynı sahneye çıktıklarını öğrendim, biraz tuhaf geldi :D. Ama sadece fan videoları vardı ve çığlıksız ya da kameranın kaymadığı video yoktu xD.
26 Aralık 2010 Pazar
Sıkıntı...
Yurt hayatı, iyi, hoş,hatta şu ara bol ders çalışmalı. (aslında şuanda hazırlanıp, yurt yolunu tutmam ve çalışmaya devam etmem gerekiyor ama...)
Canım sıkkınlığı azalıyor sanki, eskisi gibi değil ama yine arada çok kötü hissettiğim de oluyor. Ne için çalıştığından emin olamamak, hayalimi bilsem bile gerekli çabayı göstermediğimin bilincinde olmak hep kendimle çelişkiye sürüklüyor beni. kendime daha fazla stres alanı oluşturuyorum. Sonuç: "yaa bırak sınavı git piyano çal *-*" isimli tatlı rüya peşimden kovalıyor...
Birileri sürekli bizim motivasyonumuzu arttırma çabasında, üzerimde çok fazla insanın emeğini hissediyorum. Ve beklentilerini karşılayamama, onları hayal kırıklığına uğratma korkusu ciddi bir ağlama isteği doğuruyor. Neden bende ters tepiyor bu tür şeyler hiç anlamam. İnsanlar hırs yapıyor, çalışıyor, bir şeylerden motive oluyor. Ama ben etütte test başına oturup sonra boş boş önümdeki kitaba baktığımı farkediyorum. Niye ders çalışamadığımı bir anlasam. OKSye hazırlanırken daha kolay geliyordu. Elimin altında o kadar çok imkan varken hepsini ziyan ediyormuşum gibi hissediyorum.
Bu aralar bir de birilerine bağırma, çağırma, kavga etme isteği geliyor içimden. Yurtta kalmaya başladığımdan beri sevgi kelebekliği yapıyorum :D. Orda kime kızılır ki? Anlaşamadığım hiç kimse yok, hele bir kaç tanesi tam kafa arkadaşlar. Gülüyoruz, şımarıyoruz, eğleniyoruz.. İçimde niye bir kavga isteği uyanıyor hiç bilmiyorum. (gerçi bazen bi kaç kişiyi iyice bir azarlamak istemiyor değilim ama, kendimi sakinleştirmek konusunda baya bir geliştim :))
Can sıkıntısı işte. tekrar McFly'a sardım ben de :D. Dönüp dolaşıp aynı şeyler oluyor sanki :D.
1 hafta 100 mblık internet paketini de her canım sıkıldığında youtube'dan McFly konser videolarını izleyerek bitirdim :D. Var mı böyle bir şey ya :D.
(dar kot gitmelerinden nefret ediyorum :| ama yine de müzikleri ve sahne şovlarını seviyorum işte :D)
Not: İlk 1,5 dksını falan atlayabilirsiniz, sahne arkasını gösteriyor biraz...
Evet, hala eski şarkılarına takılıyorum, yenileri pek sarmadı...
Canım sıkkınlığı azalıyor sanki, eskisi gibi değil ama yine arada çok kötü hissettiğim de oluyor. Ne için çalıştığından emin olamamak, hayalimi bilsem bile gerekli çabayı göstermediğimin bilincinde olmak hep kendimle çelişkiye sürüklüyor beni. kendime daha fazla stres alanı oluşturuyorum. Sonuç: "yaa bırak sınavı git piyano çal *-*" isimli tatlı rüya peşimden kovalıyor...
Birileri sürekli bizim motivasyonumuzu arttırma çabasında, üzerimde çok fazla insanın emeğini hissediyorum. Ve beklentilerini karşılayamama, onları hayal kırıklığına uğratma korkusu ciddi bir ağlama isteği doğuruyor. Neden bende ters tepiyor bu tür şeyler hiç anlamam. İnsanlar hırs yapıyor, çalışıyor, bir şeylerden motive oluyor. Ama ben etütte test başına oturup sonra boş boş önümdeki kitaba baktığımı farkediyorum. Niye ders çalışamadığımı bir anlasam. OKSye hazırlanırken daha kolay geliyordu. Elimin altında o kadar çok imkan varken hepsini ziyan ediyormuşum gibi hissediyorum.
Bu aralar bir de birilerine bağırma, çağırma, kavga etme isteği geliyor içimden. Yurtta kalmaya başladığımdan beri sevgi kelebekliği yapıyorum :D. Orda kime kızılır ki? Anlaşamadığım hiç kimse yok, hele bir kaç tanesi tam kafa arkadaşlar. Gülüyoruz, şımarıyoruz, eğleniyoruz.. İçimde niye bir kavga isteği uyanıyor hiç bilmiyorum. (gerçi bazen bi kaç kişiyi iyice bir azarlamak istemiyor değilim ama, kendimi sakinleştirmek konusunda baya bir geliştim :))
Can sıkıntısı işte. tekrar McFly'a sardım ben de :D. Dönüp dolaşıp aynı şeyler oluyor sanki :D.
1 hafta 100 mblık internet paketini de her canım sıkıldığında youtube'dan McFly konser videolarını izleyerek bitirdim :D. Var mı böyle bir şey ya :D.
(dar kot gitmelerinden nefret ediyorum :| ama yine de müzikleri ve sahne şovlarını seviyorum işte :D)
Not: İlk 1,5 dksını falan atlayabilirsiniz, sahne arkasını gösteriyor biraz...
Evet, hala eski şarkılarına takılıyorum, yenileri pek sarmadı...
19 Aralık 2010 Pazar
Danny Jones (McFly) - Bittersweet Symphony
Son zamanlarda bunu çok izler oldum :D
18 Aralık 2010 Cumartesi
99
99 güzel bir sayı di mi? Az mı acaba çok mu? Ortalama birşey heralde...
(eveeeet, belliydi zaten bu kız kafayı yemeye başladı...) :D
Gel, gelelim 99 sayısına nereden takıldık. Aslında ben takılmadım, o bana takılıyor. Yani uzun lafın kısası şu ki...
SINAVA 99 GÜN KALDI! Ehm, öhm... tamam sakinleştim. Biraz panik ortamı yapmak istedim, stresimi alıyor da :D.
Gerisayım yapanlardan değilim ama insanlar sayıp sayıp söylüyorlar. Aslında aklımın biraz daha başına gelmesi için iyi oluyor gibi ama fazla kasılıyorum...
Ne seneymiş bu ya! her şeyi nasıl da tıkıştırmışlar. Okul gereksiz derslerin yazılıları, bütün günümüzün verimsiz geçmesini sağlayarak vaktimizi yiyişiyle bir dert, sınav hazırlıkları ayrı bir dert, mezun olmak bambaşka bir tane!
Yıllık yazmak/yazamamak. İşte yeni derdim. Keşke blog yazmak gibi olsaydı. Canım istediğinde, kendiliğimden yazdığım, iyi oldu mu olmadı mı diye stres olmadığım bir yazı... Ama nerdeeee... 7 Ocak'a kadar yetişmesi gerekiyormuş bir de!? Dün gece bir kararlılıkla başına oturdum, ancak 2 kişiye yazabildim. Daha 22 kişi var yazılacaklar listemde. Herkes yıllık isitor. Yazmam da diyemiyor insan. bu 22 kişinin yarısına ne yazacağımı hiç bilmiyorum. Bir şeyler yazabilecek kadar tanıdığımı bile sanmıyorum.
Ahh neyse napıyoruz şimdi? heh, hatırladım. Uslu öğrenci oluyoruz ve oturup kendimize süre tutup ygs denemesi çözüyoruz. Yükselecek o netler! Ve daha sonra da içinden nasıl çıkacağımı kestiremediğim yıllık yazılarına dalıyorum. Dua edin lütfen ilham gelsin, ders çalışma aşkı gelsin. Bir yardım yolu da örnek yıllık yazısı göndermek *-*. Elinin altında olan varsa, gerçekten çok makbule gerçer *-*. (Zaten bir sornaki aşama okuldan geçen senenin yıllığını alıp, tıkandıkça kopya çekmek.)
(eveeeet, belliydi zaten bu kız kafayı yemeye başladı...) :D
Gel, gelelim 99 sayısına nereden takıldık. Aslında ben takılmadım, o bana takılıyor. Yani uzun lafın kısası şu ki...
SINAVA 99 GÜN KALDI! Ehm, öhm... tamam sakinleştim. Biraz panik ortamı yapmak istedim, stresimi alıyor da :D.
Gerisayım yapanlardan değilim ama insanlar sayıp sayıp söylüyorlar. Aslında aklımın biraz daha başına gelmesi için iyi oluyor gibi ama fazla kasılıyorum...
Ne seneymiş bu ya! her şeyi nasıl da tıkıştırmışlar. Okul gereksiz derslerin yazılıları, bütün günümüzün verimsiz geçmesini sağlayarak vaktimizi yiyişiyle bir dert, sınav hazırlıkları ayrı bir dert, mezun olmak bambaşka bir tane!
Yıllık yazmak/yazamamak. İşte yeni derdim. Keşke blog yazmak gibi olsaydı. Canım istediğinde, kendiliğimden yazdığım, iyi oldu mu olmadı mı diye stres olmadığım bir yazı... Ama nerdeeee... 7 Ocak'a kadar yetişmesi gerekiyormuş bir de!? Dün gece bir kararlılıkla başına oturdum, ancak 2 kişiye yazabildim. Daha 22 kişi var yazılacaklar listemde. Herkes yıllık isitor. Yazmam da diyemiyor insan. bu 22 kişinin yarısına ne yazacağımı hiç bilmiyorum. Bir şeyler yazabilecek kadar tanıdığımı bile sanmıyorum.
Ahh neyse napıyoruz şimdi? heh, hatırladım. Uslu öğrenci oluyoruz ve oturup kendimize süre tutup ygs denemesi çözüyoruz. Yükselecek o netler! Ve daha sonra da içinden nasıl çıkacağımı kestiremediğim yıllık yazılarına dalıyorum. Dua edin lütfen ilham gelsin, ders çalışma aşkı gelsin. Bir yardım yolu da örnek yıllık yazısı göndermek *-*. Elinin altında olan varsa, gerçekten çok makbule gerçer *-*. (Zaten bir sornaki aşama okuldan geçen senenin yıllığını alıp, tıkandıkça kopya çekmek.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)